| |
Program,
bireylerin yaşantılarının her döneminde, davranışlarında istendik
değişiklikler yapmak, insan olmanın gerektirdiği temel ve sosyal
becerileri kazandırmak, kültürün tanıtılıp, gelecek kuşaklara
aktarılması, toplumun her ferdinin bir değer olduğu ilkesi ile yola
çıkarak topluma yararlı bireyler yetiştirmek, çağın teknolojik ve
bilimsel gelişmelerine ayak uyduran, uyum sağlayan ve insanın hizmetine
sunan, ondan yararlanan bilimsel düşünceye sahip ve sağlıklı, toplumla
ve kendisi ile barışık, verimli, üretken ve kişilik sahibi bireyler
yetiştirilmesi amacına yönelik öğrenmeleri planlayıcı olmalıdır.
Eğitim- öğretim programları, Anayasamızdaki eğitim hakkı, Milli
Eğitimin ve Eğitim Sisteminin temel ilkeleri ve eğitimde fırsat ve
imkan eşitliğini gözeten, insan olmanın gerektirdiği temel hak ve
özgürlükler, milli eğitimin temel amaçları ve ilgili kurumların özel
amaçları, öğrenci kişilik ve sağlık hizmetleri, ders içi ve ders dışı
sosyal beceri, aktivite, sosyal ve kültürel etkinlikler ve sportif
faaliyetlerin tümü ile kazandırılan; bu doğrultuda bizzat eğitim
programcıları ve eğitimcilerce hazırlanan ve verilen, okullarda
neyin,nasıl ve ne amaçla öğretileceğini kapsayan hizmetlerin bütünüdür.
Öğretim programları eğitim programları ile iç içe olan, bulunduğu
yaşın gereği bilgi, beceri ve ağırlıklı uygulama düzeyinde programlardan
oluşan bir taraftan bireyi insan olmanın gerektirdiği temel beceri ve
davranışları kazandırarak hayata, topluma yararlı bir birey haline
dönüştürürken diğer taraftan bir üst programlara hazırlayan planlı ve
sistemli yapılan çalışmalardır.
Bugün eğitim programları ile öğretim programlarının iç içe girdiği,
okulların genel ve özel amaçlarını gerçekleştirmek amacı ile yapılan
çalışmaları kapsamaktadır. Bu nedenle okulların bazı kademelerinde
eğitim programı ön planda, öğretim programı sonra gelirken, bazı
kademelerde öğretim programları ön planda eğitim programları ise daha
geri planlara itilmiştir.
Bu günkü programlar çağın gerisinde kalması dışında, öğrencinin
işine yaramayan ve ihtiyacına uygun olmayan lüzumsuz bilgilerin kuru
kuruya ve ezberci bir anlayışla yükleme dışında hiçbir katkı
sağlamamaktadır. Oysa çağımızda insan her zaman, istediği bilgiye
ulaşacak ve bu bilgiden yararlanacak makineleri üretmiştir ve süreç
içinde bunu geliştirmektedir. Tüm bu nedenlerle makinelerden
yararlanarak gerekli olan bilgilere ulaşılmak dururken, insana makineler
gibi davranarak yararsız bilgileri yüklemeye çalışmak, mantıkdışı
olduğu kadar insanlık dışı bir anlayışın ürünüdür. Bu amaçla eğitim
programları tüm kademelerde bireyin bulunduğu yaştaki gelişim
özellikleri ve bireysel ayrıcalıklarına uygun temel ve sosyal becerileri
davranışa dönüştürecek, genel kültürü, bilgi ve becerileri kazandırıcı,
sağlıklı bir kişilik gelişimini sağlayıcı ve çağın koşullarına uygun
çevresinde karşılaştığı güçlükleri çözüp, üstesinden gelebilen,
çevresinin değişen koşullarına uyum sağlayarak kendini sosyal yaşama
hazırlayan, insanlar ve uluslarla iyi ilişkiler ve sağlıklı iletişim
kurabilen, üretken, verimli ve çağdaş insan yetiştirmeyi amaçlayan
eğitim programlarına yer vermek zorundadır. Ancak her gelişim
dönemindeki bireyin özelliklerine uygun, ilgili dönemdeki olumlu
davranışlar kazandırılırken, bu programların bireyin olduğu kadar,
yakın çevresinden başlanarak toplumun ihtiyaçlarına uygun olarak
düzenlenmesi, öğrencinin yaşantısı süresince ve gelecek yaşamında işine
yaraması, gerekirse öğretim programları ile bütünleştirilerek verilmesi
esas olmalıdır.
Eğitim-
öğretim programları, her kademedeki öğrencinin ilgi, istek ve
ihtiyaçlarını karşılayacak, yaşantısında işine yarayacak ve potansiyeli
oranında optimum gelişmesine katkı sağlayacak her türlü koşulun
oluşturulup ön plana alındığı biçimde farklı, farklı düzenlenmelidir. Ön
Eğitim ve Okul Öncesi Eğitim kurumlarında, bu dönemin gelişim
özelliklerine ve bireysel ayrıcalıklarına uygun temel beceriler oyun,
yaparak-yaşayarak ve uygulama ağırlıklı yöntem ve tekniklerle,
zenginleştirilmiş programlarla, çok sayıda duyu organına hitap eden
çeşitli uyarıcı araç-gereçlerle desteklenmelidir. Öğrencilerin yaşlarına
uygun sosyal becerileri, demokrasi, sevgi, saygı, arkadaşlık, işbirliği,
olumlu iletişim, liderlik, hoşgörü, paylaşım vb. insan olmasını
gerektiren olumlu davranışlar yaparak, yaşayarak, uygulayarak ve
izleyerek kazandırılmalıdır. Atatürk, vatan, millet, özgürlük,
tutsaklık, savaş, barış, bayrak, bağımsızlık, bir arada yaşama,
kalkınma, ülke, ve vatandaşlık değerleri vb. soyut kavramların
yaşantımızdaki yeri ve ülkemiz için önemi ve kişileri olumlu
etkileyerek, kalıcı davranışlara dönüştürülmesi sağlanmalıdır.Yaşa uygun
olarak, bu soyut kavramlar düzeye uygun ilgi çekici, merak uyandırıcı,
heyecan verici, yaşam biçimine dönüştüğü vb. biçimde hazırlanan mini
diziler, filimler, oyunlar ve şölensel etkinlikler aracılığı ile
kazandırılmalıdır.
Tüm bu
amaçlarla, her yaşa uygun olan beceri ve davranışların ancak bulunduğu
yaşta kazanıldığı, yanlış öğrenilen davranış ve becerilerin
değiştirilmesinin de güç olduğu dikkate alınarak, her yaşın özelliğine
uygu bilgi, beceri ve davranışın ancak eğitimle sağlanacağı gerçeği göz
önüne alınmalıdır. Ülkemizde, Ön Eğitim, Okul Öncesi ve İlköğretim
kademesinde eğitime, sosyal beceriler ve olumlu davranışlar kazandırıcı
eğitim programlarına, daha ağırlıklı olarak yer verilmelidir. Ayrıca
her kademede yaşının gerektirdiği düzeyde ihtiyacına uygun bilgi ve
kültürü kazandırıcı öğretim programları, görsel-işitsel-düşünsel
araçlarla ve uygulama ağırlıklı olarak verilmelidir. Çocuğun yaşı
gereği ilgi, yetenek, değerleri, bilişsel, duyuşsal, sosyal ve psiko-motor,
kişisel vb. potansiyellerini ve gizil güçlerini diğer değişle bireysel
farklılıklarını dikkate alacak öğretim programlarından, öğrencilerin
bireysel özelikleri oranında en üst düzeyde yararlanmasını ve optimum
gelişimini ve sürekli kendini yenileyip, geliştirmesini sağlayacak
biçimdeki her türlü düzenlemeleri içermelidir.
Bu amaçla ilgili eğitim kurumlarında programlar, zaman ve süre
bakımından da seviyeye uygun günün belirli bir saatinde başlayıp,
bitecek, daha kısa süreli ders saatlerinden oluşacak biçimde
düzenlenmelidir. Çocukların uyku, istek, ilgi, motivasyon, yorgunluk,
dinlenme, seçici dikkat ve diğer temel gereksinimlerini olumsuz
etkilemeyecek, çocukluğunu dolu, dolu ve mutlu yaşamasını sağlayan,
eğitim-öğretimin iç içe verildiği etkinlik ve aktiviteler ağırlıklı
olmalıdır.
Mesleki teknik eğitim programları öğrencilerin ilgi ve
yeteneklerine ve ilin koşullarına uygun programlardan oluşmalı,
öğrenilen bilgi ve beceriler ağırlıklı olarak yaparak-yaşayarak,
uygulamalı eğitimle desteklenmeli, eğitim kompleksindeki bu tür kampus
ve kurumların ürettikleri ürünlerden yararlanmasını ve gelir kazanmasını
sağlayıcı düzenlemeler yapılmalıdır. Bu amaçla Eğitim Kompleksleri
bünyesinde ilgili Kampusların döner sermaye üniteleri
oluşturulmalıdır.
Programlar, her dönem ve yaştaki öğrencilerin gelişim
dönemlerine uygun temel bilgileri, sosyal becerileri ve olumlu
davranışları kazandırılırken, diğer taraftan çevresi ile sosyalleşerek,
karşılaştığı güçlükler baş edebilen, sorumluluk duygusu kazanmış,
verimli, yararlı ve üretken, çevresine uyum sağlayabilen, kendine güveni
ve özgüveni gelişmiş, katılımcı, paylaşımcı yaratıcı, lider ve yapıcı,
sevgi ve saygı dolu, sorumluluk duygusu gelişmiş vb. sosyal değerleri
kazanmakla kalmayarak, uygulayarak, yaşayarak, doğruyu ya da yanlışı
ayırt etme, deneyimi ve becerisi kazanarak, olumlu ve insani
davranışları yaşam biçimine dönüştürmüş toplumun yararlı bir ferdine
dönüştürmeği sağlamalıdır. Diğer yandan, insanı diğer canlılardan
ayıran ve insan olmasının gerektirdiği temel özelliklerinin gereği
düşünen, araştıran, sorgulayan, eleştiren, öz eleştiri yapan, deneyen,
karşılaştığı sorunları bilimsel yöntemle, akılcı ve yapıcı şekilde
konuşup, tartışarak çözümleyen çağdaş bireyler yetiştirirken, sorunların
üstesinden gelip, baş eden, çevresi, kendisi, tüm insanlarla ve tüm
topluluklarla barışık, etkili sağlıklı ve çift yönlü bir iletişim kuran,
sağlam kişilikli ve onurlu yetiştirilmelerini sağlayıcı düzenlemelerle
yetinmemeli; insanları seven, sayan ve onları gözeten, temel hak ve
özgürlüklere bağlı ve uygulayan, ülkesini ve vatanını, bayrağını seven,
koruyan, bölünmez bütünlüğünü savunan ve kollayan, kısacası özgür ve
bağımsız bir ulusun ulus olarak ayakta kalmasını sağlayan, çağdaş,
demokratik, laik ve sosyal hukuk devletinin üniter yapısını koruyan ve
ülkesini bölünmez bir bütünlük içinde her fırsatta yüceltmeye çalışarak,
gelişip kalkındırmaya, çağdaş ülkeler seviyesine hatta üzerine çıkarmak
için çaba gösteren, sağlıklı, kişilikli, verimli ve üretken vb.
özellikleri davranışa ve yaşam biçimine dönüştürebilecek bireylerin
yetişmesini gerçekleştirecek içerik düzenlenmelerinin yapılması
gerekmektedir.
Tüm bu
amaçlarla öğrenciler programlar için değil, programlar öğrenciler için
var olmalı, ihtiyaçlarına uygun düzenlenmeli ve öğrencilerin hizmetine
sunulmalıdır. Eğitim-öğretim ile ilgili program, araç, gereç ve her
türlü olanak öğrencilere hizmet etmek için hazırlanmalıdır. “ İnsan
araç ve gerecin kölesine değil, araç-gereçler insanın kölelerine
dönüştürülmelidir. ” Bu gün uygulanan çağdışı kalmış eğitim
sistemlerinde, insanların hazırladığı programlara göre insanların
yetiştirilmesi hedef alındığı yani öğrenci merkezli değil program
merkezli sistemler uygulandığı için nitelikli, verimli, kişilikli,
üretken ve çağdaş insanlar yetiştirilememektedir.
Programlar düzenlenirken, bireyin gelişimlerinin her döneminde,
zihinsel, duygusal, sosyal, kültürel, kişisel vb. değerleri geliştirici,
ihtiyaçlarını karşılayabilecek ve bu yetilerini en üst düzeyde
geliştirebilecek şekilde düzenlenerek; öğrencinin ilgi, motivasyon,
isteğini arttırarak, temel bilgi ve beceri ve davranışları kazanmasını
kolaylaştırıcı unsurları taşımalıdır.
Çocuğa ve gence toplumun değer yargılarına uygun olumlu
davranışlar kazandırarak, Türk Toplumuna yararlı bir birey haline
dönüştürürken, insanları ve kendini seven, güven ve özgüveni gelişmiş,
kendi benliği dışında çevresi ile iyi ilişkiler kuran, toplumun ihtiyaç
ve beklentilerine uygun programlar oluşturulmalıdır. Diğer değişle
kendisi ve yakın çevresi ile barışık, toplumun tüm fertleri ile kısacası
tüm insanlık alemi ile barışık ve iletişim ve etkileşimde bulunan,
kendi ülkesinden başlayarak, dünya toplumunun uygar bir ferdi olmanın
gerektirdiği görev bilincini, temel özellikleri ve davranışları
kazanmış, hür, laik, demokrat, Atatürkçü, özgür ve çağdaş düşünceye
sahip iyi bir vatandaş olmanın gerektirdiği tüm insani özellikleri
kazanmasını sağlayacak şekilde düzenlenmelidir.
Bu amaçla
Avrupa Birliği Devletleri ya da Dünya Devleti Birliklerinin “Dünya
Devleti “ olma yolunda ulusların bir araya gelerek birlikler oluşturduğu
ve oluşturacağı dünyamızda, Türk insanının bu topluluklara uyum sorunu
ve süreci yaşamadan, kendine yaraşır ve emin adımlarla dünya ailesine
geçişini kolaylaştırıcı ve hepsinden önemlisi iyi bir insan olmanın
gerektirdiği uluslar arası standartlara uygun tüm insani özellikler ve
nitelikler belirlenip, kazandırılmaya çalışılmalıdır.
Her gelişim
dönemi, insan yaşamının ve insanın gelişimi için gerekli temel ve sosyal
beceri ve davranışları kazandıracak bir yapıda düzenlenmelidir. Bu
dönemlerin, birbiri ile ilintili olduğu ve bir dönemde kazanılan olumlu
ya da olumsuz bir davranış ve özelliğin bireyin diğer dönemlerini de
etkileyeceği unutulmamalıdır. Bu nedenle bireylere yaşamlarının her
döneminde, sağlıklı değişim ve gelişimlerine katkı sağlayıcı olumlu ve
yapıcı davranışların kazandırılmasını sağlayıcı tüm düzenlemeler,
programlarda mutlaka yer almalıdır.
Kısacası Türk Toplumunun her ferdini, iyi günde, kötü günde
birbirine destek olan , iyi bir insan, iyi bir vatandaş, mutlu ,sorumlu,
barışçı ve kişilikli, topluma yararlı, üretken ve verimli bir birey
haline dönüştürecek olumlu davranışları kazandırıcı programlar
oluşturulmalı; öğrencilerin olumsuz davranışlar kazanılmasını sağlayan,
işine yaramayan gereksiz bilgilerden arındırılmış olan programlara yer
verilmelidir.
“Milli eğitimle geliştirilmek ve
yükseltilmek istenen genç beyinlerin bir taraftan da paslandırıcı,
uyuşturucu, hayali fazlalıklarla doldurul maktan dikkatle kaçınmak
lazım “
Diyen Atatürk,
Eğitim programlarının öğrencilerin, genç beyinlerin toplumun ihtiyaçları
ve yararına olan bilgilerin yüklenmesi, zararlı, gereksiz, hayali ve
lüzumsuz bilgilerin yüklenilmesinden uzak durmamız gerektiğini
vurgulamıştır.
Eğitim ve öğretim programlarının içeriği, çağdaş, teknolojik
ve bilimsel gelişmelere, ülkenin, yörelerin ve illerin koşullarına uygun
olacak şekilde düzenlemelidir. ( Her ilin, her kademesindeki kurumların
Program Komisyonlarınca hazırlanan Eğitim Programları, O İl
Programlarını, İllerden MEB. Merkezi Yönetime gönderilen programların
düzenlenmesi ile Ülke Genel Programı oluşturulur.)
Programlar, ”Bilgi Çağını” yaşadığımız şu günlerde, çağımıza ve
geleceğe uygun ve bilgileri kazandırıcı, geliştirici ve bilimsel olarak
hazırlanmalıdır. Bireyin geleceğine güvenle bakacağı, herkese güven
duyacağı, gelecekte karşılaşacakları sorunları çözebileceği ve
güçlüklerin üstesinden geleceği kısacası kendisi ve tüm insanlarla
barışık, sağlam kişilikli üretken bireye dönüşmesini sağlayacak her
türlü düzenlemeler yapılmış olmalıdır.
Eğitim ve öğretim programları genel program doğrultusunda o ilin,
ilgili okulun işlevlerini gerçekleştirecek şekilde “Ülke Programı “
doğrultusunda düzenlenirken, gelişim dönemlerinin özellikleri (
Bilişsel, Sosyal, Gelişimsel, Psikolojik, Biyolojik, Bireysel vb.)
yanında, yörenin koşullarını dikkate alacak, her bireyin bireysel
ayrıcalıklarını en üst düzeyde geliştirmeyi sağlayacak, ilgi yetenek ve
potansiyelleri oranında programlara yönelip, ilgili dersleri almalarını
sağlayacak biçimde “ İl Programı “ düzenlenmelidir.
Diğer değişle programa uygun insan değil, insanların bireysel
ayrıcalıklarına uygun programlar hazırlanarak insanların hizmetine
sunulmalıdır. Çağdaşlaşmak istiyorsak, kalkınmayı düşünüyorsak,
toplumumuzun insancıl özelliklere uygun davranmasını istiyorsak,
programlar insanlar için hazırlanmalı ve insana hizmet
etmelidir.Halen uygulanmakta olan program merkezli sistemlerde,
hazırlanan programlara uygun insanın yetiştirilmeye çalışılması, insanı
metanın hizmetine sunulması anlamına gelmektedir Bireysel farklılıkları
dikkate almadan araçların kölelerine dönüştürücü ve bazı çıkar
çevrelerinin isteklerine uygun tek tip ( Robot ) insan yetiştirmeye
katkı sağlamaktadır. Oysa insanın ürettiği araçlar, insanın eğitiminde
amaç değil araçtır. Araçların üretilme amacı, insanın hizmetine
sunulması yolu ile ona kolaylık sağlamasıdır. Çağdaş programlar, çağa
uygun düzenlenmesinin yanında, eğitimde alt yapı ve donanımı ile ders
araç ve gereçleri, programlar, mekanlar vb. hep öğrencinin hizmetine
sunulması gereken unsurlardır.. İnsanın insan eli ile üretilen
metaların hizmetine sunulmaması, insanın kaliteli ve verimli araçlar
üretmesi amacı eğitilmesi gerekirken, insanın program denilen aracın
kölesi haline dönüştürülmeye çalışılması insanlık dışı bir uygulama
olduğu kadar insanlık ayıbı olan bir uygulamadır.
Çağdaş ve öğrenci merkezli eğitim sistemlerinde, programlara göre
insan değil, insanlara, insanların bireysel ayrıcalıklarına ve
ihtiyaçlarına göre programlar hazırlanmalı ve her türlü eğitim-öğretim
aracı insanın hizmetinde olmalıdır. Öğrencilerin tüm bu olanaklardan
yararlanması yeteneklerine uygun yararlanması, onun çok yönlü ve
nitelikli yetişmesine katkıda bulunacaktır.
İlköğretim programları, ilköğretim sonunda ortaöğretim
programlarına yönlendirmeyi, ortaöğretim sonunda ise yükseköğretime
yönlendirmeyi gerçekleştirebilecek, her türlü yatay ve dikey geçiş
olanağını öğrencilere sağlayacak biçimde düzenlenmelidir. Bu amaçla her
yıl seviyesine uygun temel bilgi, kültür, beceri kazanması ve üst
öğretime uyum sağlaması amacına yönelik ortak-zorunlu dersler
konulmalıdır. Bunlar dışında bilgi, kültür dağarcığını geliştirici diğer
program-bölüm-alanlara geçişini sağlayıcı seçmeli dersler her düzeydeki
sınıfların dersleri arasında yer almalıdır. Bu dersler bilgi, beceri,
davranış ve yönlendirme işlevinin dışında, Türk Kültürünü gelecek
kuşaklara aktarma işlevini de yerine getirmelidir.
Programlar her eğitim kampusunun demokratik yapısına uygun, kurul
ve komisyon kararlarının gereği katılımcı bir anlayışla yasa,
yönetmeliklere uygun ve alınan kararların ivedilikle uygulanmasını
sağlayacak şekilde düzenlenmesi esas olmalıdır.
Programlar, bireylere kültürün aktarılması işlevini yerine
getirirken, ülkenin ve ilin koşullarına ve 5 Yıllık Kalkınma Planlarına
uygun, çağımızın gerektirdiği koşullarda, kendine, ailesine, topluma,
ülkesine ve dünyaya yararlı, nitelikli, verimli ve üretken bireylerin
yetişmesi ve yakın çevresindeki mesleklerle ilişkili işe ve hayata adım
atması, ilgili işletme ve kurumlarda iş bulması temel amacını
gerçekleştirmeli, bilinçli bir tüketici olmayı da sağlamalıdır. Bir
taraftan, çağımızın, ülkemizin, illerimizin ve bu günümüzün koşullarına
uygun nitelikli bireyler yetiştirme işlevini gerçekleştirirken, diğer
taraftan değişen koşullara uyum sağlayacak ve geleceğe uygun bireylerin
yetiştirilmesini de hedeflemelidir.
KÜLTÜR:
İnsanlık Tarihinin başlangıcından yani var olduğumuz günden bu güne
kadar insan oğlunun geliştirdiği bilgi, icat örf, adet, gelenek,
görenek, inanç vb. değerlerin kuşaktan, kuşağa bir topluluktan diğer
topluluklara aktarılması işlevine kültür diyebiliriz. Türk Ulusunun bir
ferdi olarak bu topluma has olan değerlerin var olduğumuz günden bu güne
kadar tarih sahnesinde yer alan Türk Devletleri aracılığı ile korunarak
taşınması Türk Kültürünü oluşturur. Türk Kültürü gibi her toplumun
kendine has değerleri ve farklı kültürel yapısı bulunmaktadır.
Kültürlerin her toplumda farklı olması kadar doğal bir durum
düşünülemez. Çünkü dünya üzerindeki her ulusun farklı, farklı kültürel
yapıları olmasına karşın her ulus birbiri ile iletişim ve etkileşimde
bulunmak zorunda olduğu için kültürler süreç içinde sürekli birbirinden
etkilenmiştir ve sürekli etkilene gelecek ve değişip gelişecektir. Bu
nedenle her kültür, sürekli diğer kültürlerle etkilenerek, gelişir ve
evrenselleşir. Bu nedenle kültürlerin çok geniş kapsamlı olması
doğaldır. Çağdaş, bilimsel ve teknolojik gelişmeler ve değişimler
nedeni ile her toplumun birlikte paylaşıp geliştirdikleri duygular,
düşünceler, görüşler, diller, dini inançlar, gelenek ve görenekler,
sosyal gelişmeler ve değişmeler, beceriler, örf ve adetler, folklor,
sosyal ve sanatsal faaliyetleri, ekonomik, endüstriyel ve sosyal yaşam
biçimleri ve hareketleri vb. kültürel değerler denilen bu temel taşları
süreç içinde etkilerken, dolaylı olarak toplumları da etkilemektedir. Bu
nedenle bir arada yaşamak zorunda kalan ya da iletişim ve ilişkide
bulunan toplumlar birbirlerinin bu değişen kültürlerinden etkilenmeden,
değişikliğe uğramadan varlığını koruyamaz yada çağa uygun bir topluma
dönüşemez. Bu nedenle tüm toplumların dünya ailesinin bir parçası haline
gelmesi için bir taraftan kendi kültürel değerlerini çağa uygun
yenileyip korurken, diğer taraftan geliştirerek evrenselleşmesi zorunlu
hale gelmektedir.
Ancak kültürel
değerlerin eğitim yolu ile kuşaktan kuşağa aktarımı körü körüne
olmamalıdır. Kültürün gelişmesi, insanın gelişmesi için gerekli olan bir
koşuldur. ( Bilim ve iletişim, ekonomi, siyasi yapılarında koşullarına
uygun değişikliklere uğrar.) Özellikle yakın çevredeki toplulukların
kültürlerinden etkilenir. Bu yönü ile kültürler durağan değildir,
çevresi ile soyutlanan bir toplumda bile insan düşüncesinin ve doğadaki
değişiklik ve gelişmelerin sonucu ortaya çıkan ürünlere uygun toplumun
değişime uğraması zorunlu olmaktadır. İşte süreç içinde değişen
koşullardan etkilenerek değişikliklere uğrayan kültürümüzün, çağa uygun
ve evrensel olabilmesi için olumsuz ve geçersiz olan yönlerinin körü
körüne aktarılmasının bir yarar sağlamayacağı bilinmelidir.
Türk
Kültürünün, eğitim yolu ile aktarılma işlevini sağlıklı gerçekleştirmesi
için kültürümüzün çeşitli yönleri ve özellikleri ile tanıtılması, diğer
kültürlerin temel özelliklerinin tanıtılıp, bilinerek, kültürler
arasındaki farklılıkların sezilmesi, benzerliklerin ve farklılıkların
tespit edilmesi, zararlı olanların sorgulanarak, düzeltilip
arındırılması, toplumumuza ve gelecek kuşaklara yararlı olan
birikimlerin aktarılması, eğitimin en temel işlevlerinden olmalıdır.
Diğer değişle çağımıza ve ulusal yapımıza uygun olan, mevcut ulusal
kültürümüzü koruyan, bilimsel ve evrensel hale dönüştüren, ülkemizin ve
toplumumuzun yararına olan kültürel birikimlerin tanıtımı ve öğretimi
gerçekleştirilirken, evrensel ve çok çeşitli kültürlerin tanıtımı da
esas olmalıdır.
Toplumumuza,
ulusumuza ve halkımıza zarar vererek, nefret, kin ve düşmanlık, etnik ya
da inançsal ayrımcılık aşılayarak, insanlık alemi ile dostça, barış
içinde mutlu ve birlikte yaşamamızı etkileyen unsurları arındırarak;
kültürümüzü çağın koşullarına uygun, barışçı ve insancıl ve evrensel
düzenlemeler yaparak, gelecek kuşaklara aktarmak toplumumuza yarar,
mutluluk ve barış getirecektir. Avrupa ile Asya arasında , Ortadoğu ve
Uzak Doğu ‘da stratejik ve jeopolitik önemi kadar; örnek davranışları,
kültürel yapısı ve barışçı tutumu ile örnek alınan, saygın ve önemli bir
ülke olarak ön planlarda olmamızın zamanı gelmiştir ve geçmektedir.
Atatürk’ ün bağımsızlık anlayışı ve diğer düşüncelerinin mazlum
uluslarca örnek alınması gibi kültürümüzün de dünya ailesi içinde
çağdaş, demokratik, laik, insancıl, sosyal hukuk devleti vb. temel ve
insancıl yapılarının evrensel değerler biçimine dönüştürülmesi zamanı
gelmiştir ve geçmektedir!...
Cumhuriyetin
ilanı ile yaşantımıza giren laiklik, cumhuriyetçilik, halkçılık,
milliyetçilik, devletçilik ve inkılapçılık gibi kavramlar yalnız Atatürk
ve Cumhuriyetin temel ilkelerini oluşturmakla kalmamış, kültürümüzün
gelişip, çağdaşlaşmasına en büyük katkıları sağlayarak; sanat, bilim,
eğitim, siyasi ve ekonomik vb. kültürel yapı taşlarını geliştirerek,
çağdaş ve gelişen bir topluma dönüşmemize büyük katkılar sağlamıştır.
Son yıllarda iç ve dış düşmanlarca, ülkemizde ortaya çıkarılan ve
oynanan senaryolara, oyunlara ve bunun sonucu yaşanan sıkıntı ve
olumsuzluklara rağmen ulus olarak ayakta kalmamızı sağlayan, Atatürk’ün
yıllarca önce sağlam temeller üzerine kurmuş olduğu Cumhuriyet Yönetimi
, yaptığı yenilikler ve ilkeleri olmuştur.
Kültürel
birikimin gelecek kuşaklara aktarılma, çağdaşlaşma ve gelişme işlevini
gerçekleş tiren eğitimde, en önemli taşıyıcı ve aktarıcı unsur dildir.
Bu nedenle Türk Dili, Yabancı Dillerin etkisi ve boyunduruğu altında
gelişemez, gelişemeyeceği için çağdaş ve evrensel yapıya kavuşamaz. Bu
nedenle Türk Dili bilim dili olmalıdır. Türk Dili bilim dili olduğu
süreçte ancak yabancı dillerden arınarak gelişebilir. Gelişen bir dille,
kültürel birikimler gelecek nesillere aktarılabilir ve çağdaş ülkelere
kolaylıkla açılımda bulunularak, etkileşebilir ve evrenselleşebilir.
Kendi dilini sürekli geliştiremeyen, sağlam temellere oturtmayan bir
ulus, yabancı dil eğitiminde de başarılı olamaz. Bu nedenle İlköğretim
ikinci kademeye kadar Türk Dilinin öğretimi zorunlu olmalıdır. Yabancı
Dil öğrenmek isteyen öğrencilerin istediği zaman ve yaşta almasına açık
olmalı, isteyen özel okulların belirli düzeyde zorunluluk getirmesine
saygılı olunmalıdır. Ancak Yabancı Dillerin bile Ortaöğretim ve
Yükseköğretim de bilim dili olarak varlığını koruması sağlam temellere
sahip olması ve kaliteli öğretiminin gerçekleşmesi için ulusal dilimizin
geliştirilmesi ve iyi öğrenilmesi gerekmektedir. Kendi dilini iyi
öğrenemeyen bir ulus başka dilleri öğrenmede güçlükler yaşayacağı
gerçeği unutulmamalıdır.
Kültürümüzü
günümüzün ve çağın gelişen koşullarına uygun ve yeterli seviyede aktarma
işlevini yerine getirirken; gelecekte getireceği yararları ve katkıları
da düşünerek düzenlenmesi önem arz etmektedir. Kültürün aktarılmasında
öğrenciyi düşündüren, düşünmeyi düşünmesini öğreten ve sınavlarda
düşünceye dayalı bilgi ve kültürü ölçen, çağın gelişimine uygun değişen
yeni bilgilere nasıl, nerede ve ne zaman ulaşılacağının ve
öğretileceğinin öğretimi ve bu öğrenilen bilgilerden en üst düzeyde
yararlanılacak yeni bilgiler üretilmesini sağlayıcı içerik düzenlemeleri
yapılmalıdır. Bu amaçla Eğitim Sistemi, kültürün aktarılma işlevini
yürütürken, gelecek kuşakların eğitimine önem vermenin yanı sıra
ailelerin, yetişkinlerin sürekli eğitimine de önem vermelidir. (
Atatürk’ün Mahalle Mektepleri ) Eğitim- öğretim Kurumları kadar bu gün
Yasama ,Yürütme ve Yargıdan sonra dördüncü güç dediğimiz Medya, her
türlü basın, yayın ve kitle iletişim kurumları, kesinlikle yadsınmamalı,
bu etkili ve bir o kadar da büyük gücün önemi bilinmeli ve bu kurumlarla
ilgili uygun düzenlemeler yapma sorumluluğunu ve yükümlülüğü ilgili
kurumlarca hissedilmelidir. ( Radyo, TV, Tiyatro, Sinema, İnternet
vb. görsel, duyuşsal ve düşünsel güçler, Gazete, kitap, dergi vb.
düşünsel güçler, her türlü yazılı basın, yayın ve iletişim araçları ve
organları kültürün aktarılma işlevini yürütmektedir. Bu güçler dördüncü
ve çok etkili büyük bir güç olarak toplumu etkilemektedir.)
Çağdaş, demokratik ve özgürlükçü toplumlarda devletin görevi,
eğitim ve kültür gibi temel görevleri dışında, insanla ilişkili diğer
tüm hizmetleri, toplumun yararına ve hizmetine sunmaktır.
Eğitim-öğretim Programlarının Genel Özellikleri
1- Programlar her
gelişim döneminin özelliklerine uygun olumlu davranış, sosyal ve temel
beceri ve öğrenimi sağlayacak şekilde düzenlenmiş olmalıdır.
İçinde bulunduğu yaş döneminin duygusal, bedensel, bilişsel,
sosyal, psiko-motor, kişisel vb. tüm özellikleri karşılayacak şekilde
düzenlenmelidir.
2- Bu dönemdeki
istendik davranışları üst düzeyde geliştirici, uyum sağlayıcı ve tüm
ihtiyaçlarını karşılayıcı koşulları içermelidir.
3- Yaşantısının
her döneminde gelişim özellikleri ve bireysel ayrıcalıklarına uygun,
hazırlanan bireysel programlarda başarılı olmasının yolu açılarak,
başarıyı yakalamanın ve başarılı olmanın mutluluğunu tatmasını
sağlayıcı olumlu tutum ve davranışları kazanması, yaşının gereklerine
uygun çocukluğunu ve gençliğini dolu, dolu ve mutlu ve amaçlanan
doğrultuda yaşaması, yaşamın hazzını duyması, güven ve özgüven,
girişimcilik,değerlilik, özerklik gibi ( Tüm olumlu benlik özellikleri)
kişisel ve insani özellikleri kazanmasına olanak sağlayıcı içerik
düzenlemelerinin yapılması programların olmazsa olmazlarından olmalıdır.
4- Eğitim-
öğretim sürecinde mutlu ve sevgi dolu, verimli ve sağlıklı kişilik
sahibi bir bireye dönüşürken, çevresine uyum sağlayan ve çevresi ile
barışık, insanlarla iyi iletişim kurabilen vb. insan olmanın
gerektirdiği olumlu özellikleri yaparak, yaşayarak kazanmış bir birey
olmayı sağlayıcı düzenlemeler yapılmış olmalıdır.
5- Türk
toplumunun çağdaş, demokrat, Atatürkçü ve laik düşünceye sahip bir ferdi
ve iyi bir vatandaş olmanın gerektirdiği bilgi ve beceri, özelliklere
sahip olmayı hedeflemelidir.( Kültürün gelecek kuşaklara eğitim yolu ile
aktarılması işlevini gerçekleştirmelidir.)
a-) Türk
toplumunun kültürel yapısına,
b-) İnsan hakları, çocuk hakları ile insan olmanın gerektirdiği
temel özelliklere,
c-) T.C. Anayasasının temel ve değişmez ilkelerine,
d-) Milli Eğitim Temel Kanununa,( Çağdaş düzenlemelere
gidilerek.)
e-) Toplumsal kurallara, yasalara ve adalet ve hukuk
ilkelerine,
f-) Atatürk İlke ve Devrimlerine,
g-) Demokrasinin ve temel ilkelerine,
h-) Bilinçli bir tüketici ve topluma yararlı üretken
bireyler yetiştirmeyi,
ı-) Çağın gelişmelerine ve koşullarına uygun düzenlemelerle, çağdaş
ve evrensel bireylerin yetiştirilmesi,
i-) Eğitim- öğretimde, birinci derecede eğitimcilerin ve
öğrencilerin söz sahibi olması,
j-) Eğitimle ilgili tüm kurum, kuruluş ve sivil toplum örgütlerinin
katılım ve katkısının sağlandığı,
k-) Programlara ve üst programlara geçişte yönlendirmenin yer aldığı
ve yönlendirmenin, yönlendirme komisyonunun kararları ile kesin ve
etkin olarak kullanıldığı,
l-) Programlar arası her türlü dikey ve yatay geçişlerin yer
aldığı,
m-) Bireylere yaşantısının her döneminde kendini geliştirmesine
fırsat ve imkan eşitliğini sağladığı ve her türlü geçiş olanağının
tanındığı,
n-) Programlarda bireysel ayrıcalıkları ön plana alarak bu
ayrıcalıkları oranında bireysel programlarla ve düzey dersliklerinde
gelişmelerine katkı sağlandığı,
o-) Sınavsız geçişlerin düzenlendiği, ders geçme notlarının
belirlenmesinde, çaba, gayret, başarı, görev ve tüm gizil güçlerinin
dikkate alınarak çok yönlü ve objektif değerlendirildiği,
ö-) Komisyon ve kurul kararlarının etkin, kesin ve kararlara uygun
düzenlemeler yapılarak, ilgililerin bu kararlara karara uygun
uygulamalar yaptığı,
p-) Üst Programlara geçişlerde, bireylerin doğuştan getirdiği gizil
güçlerinin ve çevresel faktörlerin etkisi ile oluşan tüm bireysel
özelliklerinin dikkate alındığı,
r-) Her ilin koşullarına uygun mesleklerin ve bu mesleklerde her
düzeyinde üretken ve nitelikli bireylerin yetiştirilmesinin
hedeflendiği,
6- Geleceğe uyum
sağlayıp, geleceğin çağdaş ve gelişmiş ülkesini ve dünyasını
oluşturacak kuşakların yetiştirilmesini sağlayıcı olmalıdır.
7- Çok sayıda
duyu organına hitap eden araçlar ve bireyselleştirilmiş programlarla her
programda bireyin kendini geliştirmesine olanak tanıyan, bilgileri
ezbere, yalnız kavrama ve anlama düzeyinde değil, bilgiyi
araştırma,inceleme, bulma, sorgulama, deneme, yorumlama, analiz ve
sentez düzeylerinde öğrenerek kullanma ve öğrenmesinin öğrenmesini
sağlayıcı olmalıdır.
8- Bireyleri
potansiyelleri oranında yetiştirirken, düzey derslikleri, etütler,
yetiştirici kurslar, etkinlik ve aktiviteler vb. çalışmalarla optimum
gelişmelerini ve değişmelerini sağlayıcı her tülü olanaktan eşit biçimde
yararlandırılmalıdır.
Programlar, her ilin gelişim koşulları dikkate alınarak
ağırlıklı il programlarından ve Türkiye’ de geçerli olan programlara da
yer verilmelidir. (Eğitim Kompleksleri arası her türlü geçişleri ve
mezunların iş olanaklarını arttırmak amacı ile oluşturulur.) Öncelikli
olarak, Ülke ve İl Kalkınma Planları doğrultusunda belirlenen, ilin ve
yakın çevresinin koşullarını, arz talep dengelerini her alandaki
ihtiyacı karşılayacak biçimde oluşturulması hedeflenmelidir.
Bunların dışında her ilin ve Eğitim Kompleksinin program
komisyonunca, kazandırılacak beceri, bilgi ve davranışlar ile
ilişkili kararlar, programa alınabilmeli ve gerekli düzenlemeler
anında yapılmalıdır.
Çağdaş, kaliteli verimli ve uygulanabilir ve üretken bir program
oluşturulması için bulunduğu ilin eğitim-öğretimle ilişkili tüm devlet,
özel, tüzel kurum ve kuruluşları, sivil toplum örgütlerinin ( Odalar,
Birlikler, dernekler,sendikalar, büyük ve küçük işletmeler, fabrikalar,
sektörler vb. tüm kuruluşlar.) temsilcilerinin, katılımından oluşan İl
Eğitim Üst Kurulunda tartışılıp, görüşler alınarak, gerekli
düzenlemeler yapılmalıdır.
Daha sonra valilik ve milli eğitim müdürlüğü temsilcilerinin, her
eğitim kompleksinin ilgili kurum ve kurullarından her seviyede ve
düzeyde eğitimci temsilcilerin katılımı ile eğitim kompleksince genel
eğitim programı doğrultusunda o il ve eğitim kompleksi için oluşturulan
program görüşülerek; alınan kararlarlar oylanarak, onaylanmak üzere son
şekli verilir.
Eğitim Kompleksinin ilgili birimlerindeki program komisyonlarınca
geliştirilen, her seviye deki programlarda; kime ve kimlere öğreteceğiz,
neleri öğreteceğiz, nasıl öğreteceğiz, hangi niteliklere sahip bireyleri
yetiştireceğiz, kontenjanları ne kadar olacak, nasıl istihdam edilecek
vb. belirlenen bir çok özelliğin net olarak belirlenmiş, programlanmış
ve planlanmış olması gerekmektedir.
Bireysel
Eğitim-öğretim Programları:
Bireysel bir
eğitim-öğretim programı adından da anlaşılacağı gibi her bireye uygun
olarak hazırlanmış her çocuğun bulunduğu yaştaki gelişim dönemlerinin
özelliklerine ( Bilişsel, duyuşsal, bedensel, duygusal, sosyal,
psikolojik vb.) ve bireysel ayrıcalıklarına uygun ( İlgi, istidat,
tutum, ihtiyaç, temel ve bireysel gereksinim, motivasyon, stil, yetenek,
başarı, kişilik vb.) düzenlenen, insan yavrusunun gelişim özellikleri
ile bireysel ayrıcalıklarının dikkate alınarak bütünleştirildiği
eğitim-öğretim programları, bireysel eğitim-öğretim programlarıdır. Bu
gün bireyin ya da bireylerin bilgisayardan yaralanarak yaptığı eğitim
bir çeşit bireysel eğitim programdır. Ancak bir programa bireysel
eğitim program denilebilmesi için bireyin kimseden yardım almadan kendi
başına öğrenmesini sağlamasının dışında, düzenlenen programların
öğrencilerin tüm bireysel ayrıcalıklarının ve özelliklerinin,
ihtiyaçlarının ve bireysel gereksinimlerini dikkate alacak ve
karşılayacak biçimde hazırlanması gerekmektedir. İşte her bireyin
gereksinimlerini karşılayacak biçimde ayrı, ayrı hazırlanmış
programlara bireyselleştirilmiş eğitim programları diyebiliriz.
Her bireye has olan doğumla- biyolojik donatımlı olarak dünyaya
gelen bireyin, gizil güçleri dediğimiz potansiyelleri kişiden kişiye
değişir. Her bireyin güçlü ya da zayıf yönleri bulunmaktadır. Bu gizil
güçler, nasıl ki bir bitkinin hava , su, ışığa ihtiyacı olduğu oranında
yeşereceği ve büyüyeceği gibi bireye uygun koşullar oluşturulduğunda,
birey gelişir ve güçlenir. Elverişsiz ortam ve koşullarda gelişimi
zayıflar, süreç içinde durağanlaşır ve körelir. İnsanı diğer canlılardan
ayıran zihinsel yetenekleri, düşüncesidir. Yaşadığı dünyaya sağlıklı
uyum sağlayıp, sosyalleşirken, kendisinin herkesten farklı bir birey
olduğunu, birey olarak kendinin sevilmesi, sayılması ve değer verilmesi
için çevresi ile iletişimde bulunur, toplumun kendisinin varlığının
farkına varması, kendini önemseyip, değer vermesi sonucu, kendilik
duyguları ve özgüveni gelişen birey,rahatlıkla girişimde bulunarak, daha
çok başarılı olmak, kendini daha çok geliştirmek için çaba gösterir.
Herhangi bir alanda üstünlüğünün toplumca kabullenilip, ona değer
verilmesi sonucu amaç ve hedeflerine ulaşabilir. Belki daha üstün olmak
için çaba gösterecek ve mücadele verecektir. Ancak genelde toplum
tarafından bir şekilde kabul ve onay gören, önemsendiği ve değer
verildiği çabası desteklendiği, eğitim-öğretim koşulları oluşturulduğu
oranda, birey amaç ve hedeflerine çabası sonucu ulaşmış olacaktır.
Çabasına ulaşan insan kişiliğini bulmuş, gelişimsel yönden doyuma
ulaşmış, sosyal- kültürel bir varlığa dönüşmüş, kısa üretken ve topluma
yararlı bir bireydir. İşte toplumdaki her bir bireyin sağlıklı,
kişilikli ve üretken bir bireye dönüşmesi temel işlevini eğitim
gerçekleştirmektedir. Bu amaçla, eğitimin temel işlevlerinden biri
bireylerin bireysel özelliklerine uygun olan zayıf yönlerini
güçlendirerek geliştirmek, güçlü yönlerini ise gelişebileceği en üst
düzeylere çıkararak toplum içinde birey olarak bir yeri olduğunu ve
önemsenip, değer verildiği çabasına destek olmak olmalıdır. Şüphesiz
eğitim olgusu yaşam süresince devam edecek bir olgudur. Bu nedenle her
bireyin doğuştan sahip olduğu donanımların ancak çevresel koşullarla
etkileşim içinde olumlu ya da olumsuz ürünler olarak tekrar bireylere
dönebileceği gerçeği hiçbir koşulda unutulmamalı ve görmezden
gelinmemelidir.
Bireysel eğitim, bireylerin gelişiminde birden çok amacı
gerçekleştirirken temel iki amaca hizmet etmektedir. Biri toplumuzun
büyük kesimini oluşturan normal, normalin biraz altında ve üstünde
zihinsel yetenekler sahip bireyleri bireysel ayrıcalıklarına uygun
yetiştirmek, diğeri bedensel ve zihinsel yönden özür-engel oluşturacak
biçimde akranlarına göre bireysel ayrıcalıkları belirgin olarak bilinen
bireylerin yetiştirilmesi amacı ile yapılan eğitimi kapsar. ( Bir
sonraki konuda açıklaması yapılacaktır.)
Bireysel
özellikleri bakımından eşdeğer grupların bir araya getirilerek, mümkün
olduğu kadar aynı özelliklere sahip öğrencileri seviye grupları halinde
veya belirlenen normlara uygun oluşturulan, Düzey Derslikleri (Homojen
Sınıflar) yolu ile verilen eğitim-öğretimde bireysel eğitimdir. Bu
eğitim, bireysel ayrıcalıkları dikkate alarak, bireyselleştirilmiş
eğitim-öğretim programlarından oluşur.
Ancak bireysel dersliklerin, ( Düzey Sınıfları, düzey
derslikleri) oluşumunda öğrencilerin gelişimsel ve bireysel özellikleri,
ihtiyaçları ve bireysel gereksinimleri kadar dikkat edilmesi ve
önemsenmesi gereken husus, dersliklerdeki öğrenci sayılarının bireysel
ayrıcalıklarına uygun tüm koşulların dikkate alınarak oluşturulması
gerçekliğidir. Düzey Dersliklerindeki öğrenci sayısı en fazla 10-20
arasında olmalıdır. ( Özel Eğitime Muhtaç çocukların eğitiminde 3 ile 9
arasında olmalıdır.) Ancak görsel araçlarla derslerin işlendiği
amfilerde, bazı gözlem ve uygulama alanlarında, sosyal- kültürel
etkinlik ve spor ve diğer aktivitelerin ve toplu çalışmaların yapıldığı
mekan ve salonlarda, aynı sınıflardaki düzey dersliklerinin öğrenci
sayıları dikkate alınarak, birleştirilip çalışma, aktivite ve
etkinlikler düzenlenebilir. Günümüzde ilköğretimde, kaynaştırma
eğitimindeki seviye gruplarının oluşturulmasının temel amaçlarından biri
bireysel farklılıklara uygun eğitim-öğretim programı düzenlenerek,
öğrencinin eğitim olanaklarından eşit biçimde yararlanması mantığından
yola çıkılarak yapılmaktadır. Bu yönü ile seviye- düzey derslikleri,
bireysel eğitim programının benzeri bir düzenlemeyi içermektedir.
Bugünkü farklı okullar şeklinde yapılandırmalarla gündemde bulunan bu
farklı düzenlemeler, ayrımcılığı ve eşitlik ilkesini zedeleyici
boyutlarda yapılanmaları oluşturmaktadır. Ülkemizde yetersiz denilecek
kadar az sayıda oluşturulan ve yalnız engel durumları olan öğrencilerin,
özel eğitimini kapsayan düzeyde bir bireysel eğitim verilmekte bu durum
tüm topluma yayılmadığı için bir çok sorunu beraberinde getirmektedir.
Yukarıdaki yapılanmada bu özür gruplarına uygun koşullardaki
eğitim-öğretim ortamları oluşturulmakla yetinmeyerek, bu öğrencileri
diğer akranlarından ayırarak soyutlayan tutumun bırakılarak, diğer
akranları ile birlikte aynı ortamları paylaşarak, aynı olanaklardan
yararlanarak, içinde yaşadığı topluma uyum sağlayıcı verimli, üretken,
sağlıklı kişiliğe sahip sosyal bir varlığa dönüşmesini gerçekleştirecek
her türlü çağdaş düzenlemeler Eğitim Kompleksleri bünyesinde
gerçekleştirilmiştir. Ancak bireyselleştirilmiş programlar yalnız
toplumun küçük bölümünü oluşturan özel gruplar dışında, düzey
derslikleri uygulaması ile tüm bireylere hitap edecek şekilde, bilim
adamları, akademisyenler, sınıf öğretmenleri, branş öğretmenleri,
psikologlar, özel eğitimciler, eğitim programcıları, bilgisayar
programcıları vb. bu alanda uzman kişilerin katılımı ile ekip çalışması
ve katılımcılık anlayışı ile oluşturulan komisyon, kurul ve üst
kurullarda ele alınarak, alınan kararlar doğrultusunda, çözüm yolları
üretilerek ve gerekli düzenlemeler yapılarak her düzeye uygun bireysel
programların oluşturulabileceğine inanmaktayım.
Bu gün okul
öncesi ve ilköğretimin tamamında, ortaöğretimin büyük bölümünde ve
yükseköğretimin belirli kesiminde, çok farklı özeliklere sahip
(Heterojen Sınıflar) ve kalabalık sınıflarda, kaynaştırma eğitim
verilmektedir. Okul Öncesi ve İlköğretimde kaynaştırma eğitiminin yapısı
gereği oluşturulan sınıf ve programlarda öğrencilerin genelde biyolojik
gelişimleri yani yaşları dikkate alınarak sınıflar oluşturulmaktadır.
Orta ve yüksek öğretimde ise derslerdeki başarı ya da bir defa yapılan
bir sınavla akademik başarı durumları dikkate alınarak seviye- düzey
gruplarının oluşturulduğunu gözlemlemekteyiz. Bu durum çok farklı
yapılanmalar dışında her ne kadar aynı dersleri görüyor olsalar da
temelde öğretmenin mesleği etiği gereği sınıf çoğunluğuna göre ders
programlarını işlemek yükümlülüğünü getirmektedir. Bu nedenle kalabalık
kaynaştırma sınıflarının yapısı gereği istenmeden, her öğrencinin
eğitim-öğretimden farklı düzeylerde bilgi kazanması yolu ile öğretimde
eşitsizlik, başlangıçta bu yapılanmalardan ortaya çıkmaktadır. Ayrıca
derste yetersiz durumda olan öğrenciler öğretmenin sınıf yönetimini
olumsuz etkilemekte ve eğitim-öğretimi aksatıcı, engelleyici, süresini
ve öğrenim etkinliğini azaltıcı olumsuzlukları ortaya çıkarmaktadır.
Bunun dışında eğitim olanaklarından ailesince yararlandırılıp
yararlandırılamaması gibi koşulları oluşturduğu eşitsizliklerde
eklendiğinde bilhassa ortaöğretim okulları arasında eğitim-öğretimin
kalitesinde farklılıklar oluşmaktadır.
Bu tür öğrenciler için oluşturulan sınıf ortamında, öğretmen o
sınıfın seviyesine göre oluşturulmuş ders programlarını öğretmekle
yükümlüdür. Bu nedenle öğrenilecek konuları, öğrenci genelini dikkate
alarak, çoğunluğu oluşturan bir seviyede ders işleyecektir. Bu nedenle
derste öz veride bulunarak seviye grupları yapmış, bazı düzenlemelere
girişmiş bile olsa bireysel özellikleri yönünden sınıfta çoğunluğu
oluşturan seviyenin altında veya üstünde kalan öğrencilerle yeterince
bireysel olarak ilgilenme olanağını bulamayacaktır. Gerçi üst düzeyde
olan grubun tek avantajı olarak, belirli bir grupla ilgili dersi
sürüklemesi vb. nedenlerle alt seviyedeki gruplara indikçe, ilgili
derste yetersiz eğitim almasının kaçınılmaz sonucu olarak, başarısızlık
oluşacaktır. Bu öğrenciler için eğitimin koşulları ne kadar
iyileştirilirse iyileştirilsin, bireysel ayrıcalıkları dikkate alınarak,
aynı düzey grupları ile eğitim ortamları oluşturulmaması halinde
kaçınılmaz bu olumsuz sonuçla hep karşılaşılacaktır. Bireysel olarak üst
seviyelerde olan öğrencilere, üst düzeyde ek programlarla
desteklenmedikleri için dersler sıkıcı geleceği ve bazen bunun
kaçınılmaz sonucu olan bilgiçlik taslamak, her şeyi çalışmasam da ben
bilirim vb. aşırı özgüven duyguları, derse yeterince çalışmamak ve diğer
olumsuzluklar sonucu, yetersiz öğrenmeler ve kendini potansiyeli
oranında geliştirememe gibi sorunlar yaşayacaklardır.
İşte bu
tür öğrenciler bireysel eğitime muhtaçtırlar !...
Ancak bu
günkü eğitimizde gözden kaçan başka bir bireysel farklılık, toplumun
değişik kesimlerinden çok değişik çevrelerden, farklı, farklı
eğitim-öğretim olanaklarından yararlanmış öğrenciler zaman, zaman aynı
ortamlarda bir araya gelmektedirler. Bu şekilde oluşmuş ortamlarda
bireysel ayrıcalıkların dikkate alınarak öğrenci merkezli yani
öğrencinin bireysel ayrıcalıklarını dikkate alacak her türlü
düzenlemenin yapılmasını gündeme getirmektedir.
Bireysel
eğitim programlarının özellikleri nasıl olmalıdır ?
Bireysel
bir eğitim öğrencilerin doğuştan getirdikleri potansiyellerini yani
gizil güçlerini; bu gizil güçlerin gereği olan bireysel farklılıklarını
dikkate almalıdır.
Her gelişim döneminin duyuşsal, zihinsel, psikolojik, motor,
sosyal ve kişisel vb. özelliklerine uygun olumlu davranışları
kazandırıcı nitelikte olmalıdır.
Eğitim süreçlerindeki temel kültür ve becerileri kazandırıcı
olmalıdır.
Öğrencinin yararlanabileceği bilgilerle ilgili içerik
düzenlemesi yapılmış olmalıdır.
Çok sayıda duyu organına hitap edici olmalıdır.
Bireyleri sürekli geliştirici olmalıdır.
Öğrenme ürünlerine uygun düzenlenmesi gerekmektedir.
Her döneme uygun olan olumlu davranış örüntülerini
kazandırıcı ve geliştirici, olumluya dönüştürücü olmalıdır.
Toplumsal gelişmelere ve değişen koşullara ve çevresine uyum
sağlamayı kolaylaştırıcı ve sosyalleşmesini sağlayıcı olmalıdır.
Bilgileri, anlama, kavrama, yorumlama, analiz, sentez ve değerlendirme
düzeylerinde öğrenimini sağlayıcı olmalıdır.
Öğrenme teorilerine uygun olmalıdır.
Öğrenme becerilerine “ Öğrenmeyi- öğrenme, etkin öğrenme “
uygun olmalıdır.
İlgi ve yeteneklerine uygun olmalıdır.
İhtiyaç ve isteklerine uygun olmalı gelecekte işlerine
yaramalıdır.
Bilişsel – zihinsel farklılıkları ( Algılama, kavrama, anlama,
öğrenme, hayal gücü, düşünce vb.) dikkate almalıdır.
Duyuşsal
alandaki farklılıkları ( Duyum alma ,hissetme, önsezi, sevinç,üzüntü,
haz duyma, nefret, acı duyma, kaygıları, stresleri, olaylara karşı
duyguları, duyarlı ya da duyarsız oluşu vb. ) her gelişim dönemine
uygun nitelikleri taşımalıdır.
Psiko-motor
alandaki farklılıklara ( İnsan organizmasının her yaşta olaylar
karşısındaki davranışları ve verdiği tepkiler farklı farklıdır.) uygun
olmalıdır.
Motive
edici, motivasyonu arttırıcı olmalı ve öğrenme stillerine uygun
olmalıdır.
Bireylerin
temel gereksinimlerine uygun olmalıdır.
Bireylerin
kendine güvenerek, kendini özgürce gerçekleştirebilmesine olanak
tanımalıdır. ( Kendini belirli alanlarda güçsüz, yetersiz ve değersiz
hisseden birey; kendine güvenemez ve kendini özgürce gerçekleştiremez .
Bu nedenle öğrenciyi zorlayıcı dersler zorunlu olmamalıdır.)
Gerberich
ve Greene göre : Bilgiler, beceriler, etkinlikler, kavramlar,
anlayışlar, takdir duyguları, tutumlar, ilgiler, uyumlar, uygulamalar
öğrenme ürünleridir.
Eğitimimizde
bireysel farklılıkları bakımında benzer düzey sınıfları oluşturulamaması
sonucu, çeşitli bireysel farklılıkları olan öğrencilere aynı sınıf
atmosferinde aynı ders programlarını tüm sınıftaki öğrencilere öğretim
programları öğretilmeye çalışılmaktadır. Oysa her birey bireysel
özellikleri ile bir değerdir. İnsana, bireye verilen değerin yetersiz
olması ve insan hakları ile bağdaşmaması eğitimde, eğitimin eşitlik
ilkesinin ihlali olduğu unutulmaktadır. Bireyleri kendi oldukları gibi
değil, olmalarını istediğimiz gibi eğitmeye çaba göstererek, sahte ve
bir o kadar da yapay ve insani olmayan kişilik ve benlik kazandırılmaya
çalışılmaktadır.
Bu durum bireyin
bireyselliğini kaybederek, sağlıksız kişilik sahibi ve topluma zarar
veren bir birey olarak yetişmesine katkı sağlamaktadır.
Eğitim,
kültürün aktarılması işlevini yerine getirirken bile, bireyin eğitimden
beklentileri nelerdir, gereksinimlerini nasıl bir düzenleme ile
karşılayabiliriz, öğretmek istediklerimizi en kolay bir şekilde nasıl
öğretebiliriz, bireyin birey olarak kendini geliştirebileceği oranda
nasıl geliştirebiliriz vb. dışında, bireysel özelliklerini de
belirleyip, öğrenme ürünlerini belirleyip, etkili ve kaliteli öğrenmenin
ancak öğrenme ürünlerinin özelliklerine uygun programlarda gerekli
düzenlemelerin yapılması ile gerçekleşeceği bilinmelidir. Bu nedenle
gerekli düzenlemelerin bizzat uygulamadaki eğitimcilerce yapılmasını
tüm bireysel ayrıcalıkları dikkate alarak düzey derslikleri, Bedensel
engellilerin( Görme, işitme, konuşma, ortopedik, süregen hastalıklı vb.)
ve zihinsel-bilişsel engellilerin (Öğrenme güçlükleri, üstün zekalı ve
yetenekliler, otistik, aşırı aktif vb. ) bireysel ayrıcalıklarının ve
uygun eğitim olanaklarının düzenlenmesini zorunlu hale getirmektedir.
Özel Eğitime
Muhtaç özür gruplarını bazı akademisyenler,” Bedensel, anlıksal,
davranışsal ve öğrenme açısından farklı özelliklere sahip bireylerin
toplumda özür gruplarını oluşturduğu konusunda sınıflamalar
yapmışlardır.Bu özür gruplarının akranlarına göre, akademik kavramları
ve zaman kavramını geç ve güç, soyut terim ve kavramları daha güç
öğrendikleri, ilgilerinin kısa süreli olduğu, geç ve güç konuştukları,
genelleme yapamadıkları, bilgileri transfer edemedikleri, yeni durumlara
uymada güçlükler yaşadıkları, kolay yoruldukları, çabuk unuttukları
vb.” zihinsel bir çok farklılıkları bulunduğunu belirlemişlerdir.
Günümüzde
zekası üstün ve geri engelliler, dekleksi, hiper aktif , otistik
çocuklar ve görme, işitme, ortopedik,sürekli hastalığı olan vb. bedensel
engel grupları ve eğitim-öğretim bakımından güçlükleri bulunan
çocuklarımızın, büyük bölümü ayrı ortamlarda, bazıları kaynaştırma
eğitimi ortamlarında eğitildikleri için eğitim olanaklarından eşit
yararlanmaması sonucu büyük sorunlar yaşanmaktadır. Toplumumuzdaki her
öğrenci gibi engel gruplarının da, eğitimden eşit (Aşağıda kısaca
bireysel özellikleri ayrı, ayrı açıklanacaktır.) ayrıcalıkları oranında
yararlanması koşulları oluşturulmalıdır. Bu amaçla, düzey derslikleri
uygulamasına geçilmesi özür gruplarına akranları gibi her ortamda ve
koşulda eğitimden eşit biçimde yararlanmalarını sağlayıcı çağdaş bir
düzenlemedir. Önerdiğim, Düzey Derslikleri düzenlemesi her öğrencinin,
güçlü ve zayıf yönlerini tanımaları, geliştirmeleri, çevreleri ile
sağlıklı uyum kurmaları, akranları ile bir arada iletişim, etkileşim
kurarak sosyal bir varlığa dönüşmeleri, beceri ve olumlu davranış
örüntüleri ile yeterli ve verimli bireylere dönüşmeleri vb. üstünlükler
kazanmalarına katkı sağlayacaktır. ( Önemli olan, A- Düzeyi, B- Düzeyi,
C- Düzeyi vb. Özel, Alt Özel, Üst Özel gibi düzey dersliklerinin ismi
ne olursa olsun, bu dersliklerin isminden çok yapısal olarak
öğrencilerin bireysel ayrıcalıklarına uygun kendilerini en üst düzeyde
geliştirebilme olanağının sağlanarak,eşit ve iyi bir eğitim alma
biçiminin düzenlenmesidir.)
Eğitim-öğretimde bedensel engellilerden çok zihinsel engelliler daha çok
güçlükler yaşamaktadırlar. Çünkü bu engel gruplarının bazı özel sınıflar
dışında büyük çoğunluğu kaynaştırma eğitimine alınmaktadırlar. Zihinsel
engelliler konusunda yapılan araştırma sonuçlarına göre; Zeka Bölümü (
I.Q. ) 0-19 arasında olanlar Çok Ağır Zihinsel Geriler, 21-35 arasında
Ağır Zihinsel Geriler, 36-49 arası Öğretilebilirler ve 50-74 arasında
Eğitilebilirler bulunmaktadır. Zeka Bölümü, 89-110 arası normal zeka ve
normalin üstünde ise zeka bölümü 111-130 üstün zeka, 131-145 çok
üstün zeka, 146 -180 dahiler yer almaktadır. (Toplumdaki zekanın- IQ,
çan eğrisine göre istatistiksel dağılımı.)
İnsanın
başarılı ya da başarısız olmasını etkileyen faktörlerden en önemlisi
zihinsel diğer adı ile bilişsel yetenektir. Bilişsel yetenek kalıtsal,
menenjit gibi ateşli hastalıklar nedeni ile etkilenir. Zihinsel
gerilikler ortaya çıkar. Bu gün çocuklarımızınn zeka yeteneğini Stanford
Binet, Viscır ve Likert gibi zeka testleri uygulayarak
belirleyebiliyoruz. Bu test sonuçlarına göre her bireydeki zihinsel
yetenek ( Zeka Bölümü= I Q ) belirlenmektedir.
Öğretilebilirlerin, bebeklikten okul çağına kadar biyolojik
gelişimleri normal zihinsel yetenekleri düşük olduğu için eşyaları
yakalama, kavrama, adlarını söyleme, üstünü giyme vb. tüm becerileri
akranlarına göre hem zor, hem de geç öğrenir.Okul çağında, en fazla 3.
sınıf seviyesinde öğrenebilir.Bireysel öğretim,özel öğrenme koşulları
sağlandığında, genelde okur yazar olur ve en fazla 5. sınıfı bitirirler.
Eğitilebilirler, öğretilebilirlere göre daha çabuk beceri
kazanırlar, normal koşullarda 5. sınıf seviyesinde,bireysel ve özel
öğrenme koşullarında 8. sınıf seviyesinde öğrenirler.Yani güçlükle
ilköğretimi bitirirler.
Asıl bizi
ilgilendiren çok geniş bir zeka bölümüne yayılmış olan ancak
öğretmenlerce ve psikolojik-psikiyatrik teşhis sonucu belirlenen özel
öğrenme bozukluklarıdır.( Dekleksi adı da verilir.)
Özel öğrenme
bozukluğu,
altıncı kromozomdan kaynaklanan kalıtsal bir bozukluktur. Belirtileri,
dikkat eksikliği ya da yüksek aktivite, davranış ve kişilik bozukluğu,
sosyal olmayan davranışlar (antisosyal) ve yüzde altmışında tik
görülür.
Öğretmenler üç
türlü özel öğrenme bozukluğu ile karşılaşırlar. Okuma bozukluğu yazılı
anlatım bozukluğu ve matematiksel anlama güçlüğü. Bunlardan ilk ikisini
öğretmenlerin belirlemeleri kolaydır.
Örnek: Birinci
Sınıf sonunda, her öğrencinin en az 30 en fazla elli kelimeyi öğrenmiş
olması gerekir. ( Yani doğru okuma, yazma, kavrama, cümlede kullanma
vb.)
Diğer
sınıflarda, her sınıf seviyesinde en az 10 en fazla 20 artmalıdır.
İkinci sınıf sonunda, 60-70, Üçüncü sınıf sonunda, 75-80, Dördüncü
sınıf sonunda, 85-90, Beşinci sınıf sonunda, 100-120 kelime öğrenmiş
olması gerekir. Burada önemli olan,belirlenen sayılarda kelime
öğrenmekten çok her sınıfta en az beş kelime artış
göstermesidir.
Tedavisi:
Psikiyatrisin ilaçlı tedavisi, pek etkili olmasa da yarar
sağlamaktadır. Etkili tedavi Psikologun psikolojik tedavisi ile
sağlanmaktadır. Ayrıca en önemli sağıltım yolu, eğitimcilerin (
Sınıf Öğretmenin) okuma ve yazmayı geliştirici özel ve ek önlemler
almaları ile gerçekleşmektedir.
Hiper
Aktif Çocuklar, Genelde zekaları normal ya da üstün olan,aşırı
hareketli olması ile dikkat çeken, ele avuca sığmayan,yerinde duramayan,
çok konuşan, yaramaz, misafiri kaçıran vb. özellikleri ile başarısız
olurlar. toplumumuzda % 12-18 arasındadır. İnsan beyninin flotul lop
denilen kısmı diğer canlılardan daha fazla gelişmiştir. ( Dikkat ve
öğrenme ile ilişkili) Bu çocuklar, zihinsel çaba isteyen işlerden kaçar,
dalgın, sabırsız,inatçı,yerinde duramadığı için sürekli dolaşan ve derse
çalışmayan,sık sık eşya kaybeden, dikkatleri çabuk dağılan ( Sınavda
küçük bir şeye takılır kalırlar ve başarısız olurlar.) vb. özelliklere
sahiptirler.
Normal
koşullarda doğumdan itibaren her çocuk büyüdükçe zekası ve zekasını
kullanma gücü artacaktır. Konuşmada, kavramada, okumada, yazmada,
problem çözmede, soruları cevaplamada öğrendiklerini kullanma gücü
artacaktır. ( 3 yaşında resimde gördüklerini teker, teker sayabilir, 6
yaşında tasvir edebilir. 12 yaşında resmi yorumlayabilirler.) Zihni
büyüme 20-21 yaşında tamamlanır.
Doğumdan 30
yaşına kadar kelime kavrama dağarcığı aynı seviyede olmaktadır. En
fazla 10-15 yaşlarda artmakta ,yetişkinlikte fazla artış olmamaktadır.
(En fazla her yıl 1000 kelime kavrayanlar bulunmaktadır)
Başlangıçta
belirtilen temel ilkeler doğrultusunda sağlıklı bir toplum oluşturmanın
ilk adımı atılmalıdır.Toplumu oluşturan kişilikli ve üretken bireyleri
arttırmanın tek yolu her bireyin bireysel ayrıcalıkları ile bir değer
olduğu anlayışı ile yola çıkılmalı, bireysel ayrıcalıkları mümkün
olduğunca benzer ve özdeş olan aynı düzeydeki öğrencileri Düzey
Sınıfları ya da Düzey Dersliklerinde bir araya getirme için gerekli
çabalar gösterilmelidir. Düzey Dersliklerinde bireysel eğitim
programları uzman eğitimcilerce hazırlanıp, gerekli tüm düzenlemeler
yapıldıktan sonra bireylerin bireysel programlarla yetiştirilmesi
hedeflendiğinde; bireyler eğitim-öğretimin olumsuz etkilerinden zarar
görmeden ve yaralar almadan, potansiyelleri oranında kendilerini
geliştirip, kanıtlayarak, güven ve özgüveni gelişmiş ,değer verilen,
önemsenen ve toplum içinde bir yeri olan sağlıklı kişilik sahibi,
verimli ve üretken bireylere dönüşeceklerdir. Toplumumuzda bu bireylerin
sayısını arttırdığımız oranda, sağlıklı bir toplum olmanın ilk adımı
atılarak, özlemlerimiz gerçekleşecektir. Süreç içinde amaçlanan ve
hedeflenen sağlıklı bir toplum yapısına ulaşılacaktır. ( Duyum alma
,hissetme, önsezi, sevinç, üzüntü, haz duyma, nefret, acı vb. duygusal
gelişimlerinden başlanarak, sosyal, bilişsel ve kişisel gelişimleri
sağlıklı oluşturulan bir toplum yapısı hedefi daha insancıl olacaktır.
Bu yolla evrendeki tüm canlıları ve insanları daha iyi anlayarak,
insancıl anlayışların egemen olduğu bir dünya oluşturma özlemini
gerçekleştirmemize katkı sağlayacaktır.) Sağlıklı bir toplum olmanın,
sağlıklı ve topluma yararlı bireyler yetiştirmekten gerçekleşeceği
bilinmelidir.
Eğitim öğle
güçlü bir ışıktır ki, onun önünde canavarların en büyüğü cehalet
canavarı bile duramaz.Onun geçtiği yerlerde karanlıklar aydınlanır,
çağdaş uygarlıklar fışkırır...
2. PERSONELİN GÖREV,
YETKİ VE SORUMLULUKLARI
Çağdaş Demokratik
ve Bireysel Eğitim Dizgecinde, şu anki eğitim dizgecinden farklı
düzenlenip, getirilen yeniliklerden biri de her eğitim personeli, kanun
ve yönetmelikler gereği, yaptığı görevlerle ilişkili olarak sorumluluğun
yanında belirli yetkilerle donatılmıştır. Diğer değişle merkezi ve
taşra, eğitim kompleksi, kampus-okul-birimlerin yöneticilerinin
görevlerinin ve yetkilerinin büyük bölümü, görevleri ile ilişkili tüm
eğitim çalışanlara yetki devri ile aktarılarak, personel
yetkilendirilmiştir. Bu yetkilerinin bazısını konumu gereği bireysel,
bazılarını da oluşturulan komisyonlar ve kurullar kanalı ile görevler
alarak yetkilerini kullanma ve yürütme olanağına kavuşturulmuşlardır.
İş ve mesleki doyumda yetki önemli bir unsur olarak karşımıza
çıkmaktadır.
Düzenlenen
kanun ve yönetmelikler gereği yönetimlerce hangi üst kurul, kurul ve
komisyonların oluşturulacağı, kimlerin bu komisyon ve kurullarda nasıl
ve ne şekilde görev yetkisi alabileceği ve ne gibi yetkilerle donatılmış
oldukları, özlük ve diğer hakları, çalışma süreleri vb. hususlar
belirtilmiştir. Aşağıda bir eğitim işlevini yürüten personelin görev,
sorumluluk ve yetkisi ile ilgili örnek verilmiştir.
Görevleri:
Program ve Plan Komisyonlarınca hazırlanan, Eğitim-öğretim
yıllık-dönemlik Çalışma Programlarını Ülke-İl Programı, yönetmelikler
kurul ve komisyon kararları doğrultusunda hazırlarlar. Planlamalar
gereği derslere, etütlere, uygulama çalışmalarına zamanında girer ve
çıkarlar. Yönetim Kurulunca belirlenen nöbet, etüt, kurs vb görevlerini
yapar, Üst Kurul, kurul, komisyon, zümre vb. toplantılarına katılır
alınan kararlar doğrultusunda görevlerini yaparlar. Alanında kendini
yenileyip, geliştirir ve düzenlenen ilgili hizmet-içi eğitim kurslarına
katılırlar. Yönetmelikte belirtilen diğer görevleri yaparlar.
Sorumlulukları: Kendisinin ders verdiği öğrencilerin kart, barkot
uygulaması ile kayıt-kabul, devam, takip, görev, sınav vb. çalışmaları
ile her türlü eğitim-öğretim, aktivite, sosyal beceri, etkinlik, görev,
proje, etüt, yeterlilik kursu vb. yararlanması ve dersi ile ilgili her
türlü çalışmaların yapılması, öğrencilerin verimli ve nitelikli
yetişmesi, görevli bulunduğu derslikteki araç-gereç ve donanımdan,
öğrencilerin giriş-çıkış ve kurallara uyma vb. yetkisi dahilinde
yapmakla sorumlu ve yükümlüdür. Öğretim kadar öğrencinin eğitimi
açısından olumlu davranışları kazanmasını sağlayıcı öğrenciye değer
veren, önemseyen ve demokratik bir yaklaşımı ve iletişimi göstermek
sorumluluğunu taşımalıdır.
Yetkileri: Zümre
toplantısında iki defa üst üste aynı seviye-düzeydeki sınıfı almamak
koşulu ile ders vereceği düzeyi belirlemek, ( 6. sınıf, A düzeyi, 10
sınıf C düzeyi gibi.) Kendisine ait dersliği istediği gibi düzenleme ve
yararlanmak, koşulları uygun olan istediği yönetim kademelerine, üst
kurullara, kurullara aday olmak, dersini kendi özgür iradesi ile kanun
ve yönetmeliklere uygun istediği yöntem ve tekniklerle işleme veya
uygulama, etüt çalışmaları ve yeterlilik kursunu istediği tatil ayında
yapmak, ders programının, etüt ve uygulama gün ve saatlerinin
belirlenmesinde görüş bildirme, ders görevlerini aksatmadan kendi
alanında kendini dilediğince geliştirme vb. yetkilerine sahiptir.
Yukarıda örnek verildiği gibi yasa ve yönetmeliklerde personelin görev,
yetki ve sorumlukları belirlenir. Ayrıca üst kurul, kurul, komisyon
kararları doğrultusunda yapılan düzenlemeler gereği, yetkilendirilmeleri
kararlaştırılarak ek yetkiler verilebilir. Ek yetkilendirmeler, Yönetim
Birimlerince onaylandıktan sonra uygulamaya konulur.
3. EĞİTİM-ÖĞRETİM
YÖNTEM VE TEKNİKLERİ
Çağımız
bilgi, iletişim, enformasyon teknolojilerinin çağıdır.Bu nedenle
eğitim-öğretimin verimli ve kaliteli olması için bu teknolojilerin
olanaklarından yararlanılarak çağdaş eğitim-öğretim araç ve gereçleri
yolu ile çok sayıda duyu organına hitap edilerek kalıcı öğrenmelerin
sağlanması gerekmektedir. Çok küçük yaşlarda başlayan eğitim çağdaş araç
gereçlerle desteklendiğinde öğrenciler zorlanmadan, sağlıkları ve
kişilikleri olumsuz etkilenmeden yaşlarının gerektirdiği bilgi, beceri
ve davranışları kazanarak sosyal bir varlığa dönüşeceklerdir.
Dikkat edilen
ve algılanan bilgiler, normal bir konuşma ile dakikada 100-150 sözün
ancak 20-25 tanesini belleğimizde yarım dakikadan az bir süre
saklanıp, 4 ile 5 fikrin kavrandığı belirlenmiştir. Bir ünitenin
işlenişindeki konuşmalar dikkate alındığında ders süresince öğretmence,
çocuğun ne kadar söz ve fikrin bombardımanına uğratıldığını düşünürsek,
bu bombardımandan yararlı ve fazla bilgi alınması ve bu bilgilerin
kalıcı olması, öğrencinin dikkatinin dağılmaması, ilgi ve motivasyonunun
azalmaması için verilen bilgilerin çocuğun ilgi, ihtiyaçlarına uygun
olması ve işine yaraması, onun dikkatini çekici, güdüsünü, motivasyonunu
arttırıcı düzenlemelere ve kısa ünitelerin oluşturulmasına ihtiyaç
bulunduğu gerçeği ile karşılaşırız.
Küçük yaştaki
çocuklarımızın, bu yaşın gerektirdiği davranışları kazandırmak için
ancak oyun çağının çocukları olmalarının gerektirdiği oyunlar ve bu
çağa uygun programlar ve çağdaş araçlarla zenginleştirici uyaranlar
destekli bir eğitimle onları etkileyerek istendik davranışlar
kazandırılabilir. Çeşitli serbest oyunlar, rol alma ve oynamalar, psiko-
drama, skeç, piyes, canlandırma, tartışma vb. yaparak, yaşayarak,
deneyerek ve uygulayarak ders işlenmekle yetinmemeli; çizgi filmler,
kısa diziler, müzikler, oyunlar, belgeseller, komedi ve drama, yaşamsal
kesitler vb. TV, Video, Bilgisayar, Tepegöz vb. öğrencilerin ilgi ve
ihtiyaçlarına uygun görsel ve işitsel ve çağdaş araç ve gereçlerle
destekleyici eğitim verilmelidir. Sosyal ve iletişimsel beceriler,
temel kurallar ve olumlu davranışlar, eğitim-öğretim programları yolu
ile bilgi kazanma düzeyinde pekiştirilmeli ve kalıcı hale gelmesi
sağlanmalıdır.
Her
eğitim-öğretim etkinliğinin ya da ünitenin unutulmaması ve kalıcı hale
gelebilmesi için öğretmenin aktif ,öğrencinin pasif hale getirici
yöntemler yerine, öğrencinin sürekli aktif olduğu, aktif hale
getirildiği etkinlikler düzenlenmelidir. Etkinlik süresince,
öğrencilerin dikkat ve seçici dikkat süreleri dikkate alınarak, çeşitli
yöntemler, teknikler, stratejiler ve etkinlikler kullanılarak kalıcı,
etkili ve öğrenmenin öğretimi esas alınmalıdır.
Etkili ve
verimli bir öğrenmenin, öğrencilere bireysel ya da ekip görevleri
verilerek, seviyesine, ilgi ve ihtiyacına, bireysel farklılıklarına
uygun ve belirlenen konuda araştırma, inceleme görevleri verilerek,
hazır oldukları bir sürede sınıfa aktarmaları istenebilir.
Ünitelerin
öğretmen tarafından işlenmesinde, öğrencinin seçici dikkat süreleri
oranında 5-10 dakikalık kısa sunular sonrası, resim, şekil ve levhalar
vb. görsel araçlarla açıklamalar yapıp, yaptırılarak, örnek olaylar,
oyunlar ve izlemeler yolu ile düşünmelerini, düşüncelerini
açıklamalarını, görüş bildirmelerini sağlayarak derse aktif katılımları
sağlanabilir. Çizgi film, yaşantısal kesitler ve olaylar, mini diziler
ve oyunlar izletilerek ya da ünite canlandırılıp, somutlaştırılarak,
gözlem, deney, oyun, iş, etkinlik, aktivite, deney, uygulama vb.
ağırlıklı işlenerek öğretmenin aktif olmasından çok ağırlıklı olarak yol
göstererek, rehberlik ederek, öğrencileri aktifleştirerek, kalıcı bir
öğrenmenin gerçekleşeceği unutulmamalıdır. Eğitim, öğrencinin neye,
nasıl, nerede, ne zaman ve ne şekillerde ulaşılması, ulaşılan bilginin
bulunması, tanınması ve işine yarayacakların alınması kısacası
öğrenmesinin öğretilmesi, öğretmenin yardımı ve desteği ve rehberliği
ile gerçekleşir. Bu nedenle bir etkinliğin ya da ünitenin etkili
verimli ve kalıcı öğrenilmesinde, bireysel ayrıcalıklar kadar, çok
sayıda duyu organına hitap eden araç, gereç ve eğitim yöntem , teknik ve
stratejilerinin kullanılması ve öğrencinin aktifleştirilmesi zorunlu bir
koşul olarak karşımıza çıkmaktadır.
Tüm etkinlikler
ve eğitim-öğretim çalışmaları, çağdaş araç-gereçler ve çağdaş yöntem ve
tekniklerden yararlanmadan kazandırılamayacak beceri ve değerlerdir.
Kalıcı beceriler, değerler, bilgiler ve davranışlar çok çeşitlendirilmiş
ve öğrencinin seviyesine uygun yöntem ve tekniklerle gerçekleşeceği
unutulmamalıdır. Ayrıca her öğrencinin en az birkaç sosyal etkinlik,
sportif ve sanatsal faaliyet ve aktivite ile ilgilenmesini sağlayarak
ilgi ve hobilerinin geliştirilmesi etkili ve verimli bir yönlendirmeler
yapılarak, sosyalleşmesi sağlanmalıdır.
İlköğretim
ikinci kademeden itibaren bireysel görevlerden çok ekip çalışmaları ile
araştırma, inceleme, bilgiye ulaşma, bilgiden yaralanma, deneme,
uygulama, öğrendiklerini transfer ederek yeni ürünler elde etme vb.
davranışların öğretilmesinde rehberlik edilerek, öğrenci
aktifleştirilerek, öğrenmeyi öğrenmesi, öğretilmelidir. Öğretim
programlarının ilgi çekici ve kalıcı olması için ders konuları birbiri
ile ilişkilendirilerek ( Derslerin üniteleri ya da konuları birbirine
benzer olacak şekilde bir bütünlük içinde ders öğretmenlerince
düzenlenerek) öğretim programları her dersin farklı işlevini
gerçekleştirici ancak birbirinin tamamlayıcısı olmalı ve öğrenciyi
düşündürücü, düşünceye sevk edici, görüş bildirip, tartışmasını
sağlayıcı ve somutlaştırılmış ders programlarından oluşmalıdır.
Her
eğitim-öğretim yönteminin etkili ve üstün yönleri kadar bazı
sınırlılıkları da bulunmaktadır. Eğitimcilere ve oluşturulan ilgili
kurullara düşen görev bu sınırlılıkları en alt düzeylere indirecek
şekilde düzenlemeler yapmak olmalıdır. Etkili, verimli ve kalıcı bir
öğretim öğrencilerin tüm koşullarına, ihtiyaçlarına ve bireysel
ayrıcalıklarına uygun düzenlenmiş yöntemlerle gerçekleşir. (
Öğrencilerin seçici dikkat süreleri dikkate alınmayan etkinliklerde ne
kadar çağdaş yöntemler kullanılmış olsa bile belirli bir süre sonra
öğrencinin dikkati dağılabilir. Bu süreler çağdaş araç gereçlerin ve
etkinliğin ilgi çekici olmasına göre değiştirilebilecek biçimde
düzenlenmelidir.)
Etkinliklerin
öğrencilerce ne derecede öğrenildiği belirlenerek, eksik öğrenmeyi
sağlayan koşullar düzenlenip, yapılacak ek düzenleme ve çalışmalarla
tam öğrenme sağlanmalıdır. Tüm bu çalışma ve düzenlemeler yapılmadan
ölçme ve değerlendirme yapılmamalıdır. Ölçme değerlendirme sonrası bile
gerekli düzenlemeler ve çalışmalara devam edilmelidir.
4. ÖĞRETİM
MATERYALLERİ DERS ARAÇ VE GEREÇLERİ
Eğitim
Kompleksi ya da Kampusların bünyesindeki derslik,amfi, kantin,
kafeterya, toplantı, seminer ve spor salonları, pansiyon, yurt, lojman,
havuz, uygulama alanları, park ve her türlü tesis, fuar, merkez ve
birimler vb. mekanların her türlü fiziki donanımı ve alt yapıları yerel
yönetimlerce eğitim kompleksi eğitim-öğretime hazır olacak şekilde
düzenlenir. Kampusa kuruma bağlı bölümlerin, ders programları ile
ilişkili olarak; her dersin özelliğine, amaç ve hedeflerine uygun
derslikler yada amfiler ayrı, ayrı oluşturulur. Her dertlikte
ilgili dersin özelliğine uygun ( Görsel, işitsel, deneysel araç ve
gereçler, yazılı kaynaklar,çağın teknolojik olanaklarına uygun her türlü
materyal ) araç ve gereçler bu mekanlarda sürekli bulundurulur ve bu
mekanlardan sorumlu bölüm/ zümre başkanı ve eğitimciye zimmet edilir.
Ders araç gereçlerin yeri onlardan öğrencilerin yararlanmasına açık olan
mekanlardır. ( Derslik, atölye, işlik amfi, salon vb.) Bu nedenle bu
araç gereçlerin öğrenciler ya da kurumca taşınmasına gerek yoktur.
Öğrenci ile ilgili belirlenen derslikteki öğrenci dolabında öğrenciye
ait araç, gereç, kaynak kitaplar ve diğer eğitim-öğretim materyalleri
bulundurulur. Uygulamalar için gerektiğinde öğrenci tarafından yalnız bu
materyaller ilgili derslik ya da amfiye götürülür. Uygulama ya da ders
bitiminde tekrar dolabında muhafaza etmek üzere götürülür.
Bu nedenle
öğrenciler bulundukları dersliklerde teknolojinin son olanaklarından
yararlanılarak yapılmış ya da bizzat o eğitim kompleksince üretilmiş ya
da geliştirilmiş araç gereçlerden yararlanılarak ( Bu araç ve gereçler
çok sayıda duyu organına hitap eden ya da yaparak yaşayarak,
deneyerek,sınayarak uygulamalara katkı sağlayacak yapıda olması)
öğrendiklerinin kalıcı olması sağlanır.
Dersliklerde ve amfilerde çağdaş eğitim yöntem ve teknikleri ile gerekli
eğitim-öğretimi alan öğrenciler ezberci bir anlayışla bilgilerin
yüklenmesi yerine, ilgisi ve yeteneklerine uygun ve istediği bir
öğretmenin dersliğinden ders alarak, çağdaş araç gereçlerden
yararlanarak, çağdaş yöntemlerle, araştırarak, inceleyerek, gözlem,
deney, uygulama, izleme, tartışma, deneme-yanılma, yaparak, yaşayarak
vb. yöntemlerle düzey derslikleri ve yeterlilik kursları destekli kalıcı
öğrenmeler ve öğrenmeyi öğrenme çabaları gerçekleştirilir.
Yapılan
araştırmalara göre, öğretim araç-gereçleri destekli etkili ve verimli
öğrenmede duyu organlarını etkilemesi sonucu bilgilerin hatırlanması,
işitme duyusu ile %10, görme duyusu ile % 20, görsel ve işitsel olarak %
30, görüp, işittiklerinin, sözel anlatımı % 50, görüp, işittiklerinin,
yazılı anlatımı % 70 görüp, işittiklerinin , düşünsel olarak uygulanması
durumunda % 90 düzeyinde gerçekleşmektedir.
Her Kampusa
en yakın olacak bir merkezi binada, Sosyal Bilgiler, Fen-Bilimleri ve
Temel Bilimler, Yabancı Dil Sanat ve Spor, Öğrenci Bilgi İşlem,
Öğrenci, Öğretim Görevlisi-Öğretmen Kültür Eğlence ve Dinlenme vb
Merkezler oluşturulmalıdır. İlgili Merkezlerde, işlevi ile ilgili her
türlü araştırma, inceleme, deney, uygulama, görsel araçlarla konuların
işlenmesini sağlayıcı, TV, Bilgisayar amfileri veya oda ,
laboratuar,salonlar ve bölümler vb. yapılanmalarla çağdaş donanımları
yapılandırılmalıdır. Bu birimlerden dönemlik-yıllık planlama ve
programlar dahilinde her kampusun belirli oranlarda yararlanılmasını
sağlayıcı düzenlemeler ilgili komisyon ve kurul kararları ile
gerçekleştirilmelidir.
Bunların dışında
her yaşa ve seviyeye uygun kısa üniteler bilgi yaprakları ve testler,
araştırma, inceleme, proje vb. çalışmalarla aktif öğrenme yöntemleri ve
etütlerle, seviye grupları ya da düzey derslikleri oluşturularak,
yeterlilik kursları ile desteklenerek ya da bireysel ve ekip çalışmaları
ile gerçekleştirilecek görevlerle, ders programlarına destek eğitimleri
verilebilir. Bunun dışında öğrencilere fazla sorumluluk ve görevler,
ezbercilik anlayışı ile gereksiz ve fazla yüklenici, kuru kuruya bilgi
yüklemeye yönelik ek çalışmalar ve ödevler verilemez. Bu ek çalışmalar
öğrencileri yıldırmakla kalmamakta, okumaya, derslere ve öğrenme
etkinliklerine karşı olumsuz tutumlar geliştirmesini sağlamaktadır. Bu
nedenle dersin derste öğretimi esas olmalıdır. Çok sayıda duyu organına
hitap eden çağdaş araç- gereçler geliştirilip kullanılarak ve çağdaş
yöntemlerden yararlanılarak, bilgilerin kalıcı öğretimi için tüm
olanaklar seferber edilmelidir. Öğrencilerin yetersiz olduğu dersler
seviye ve düzey derslikleri oluşumu ve etüt çalışmaları ve yetiştirme
kursları ile desteklenmelidir. Her öğrenciye aldığı derslerle ilişkili
sorumluluk almasını sağlayıcı, öğretmence belirlenen konular arasından,
ekibin ya da bireyin isteyerek seçtiği, bireysel ya da ekip görevi
verilmelidir.
Öğrencilerin
yararlanacağı kitap, araç ve gereçler eğitim-öğretim yılı başında ilgili
sınıf rehber öğretmeni ve yetkili kişi tarafından öğrenci ve velisine
dolabına koymak üzere zimmet edilmeli ve yıl sonunda aldığı şekilde
teslim etmesi sağlanmalıdır. Bu amaçla kaynak kitapların ve araç-
gereçlerin çağın teknolojisine uygun bazı fasikül ekleme dışında sık,
sık değiştirilmesi yolu ortadan kaldırılarak, ülke ekonomisine katkı
sağlanır. Çünkü kitaplar programa uygun konulardan oluşan öğrencinin
yararlanacağı basılı kaynaklardır. Hangi yazar ya da eğitimci yazarsa
yazsın, hazırlarsa hazırlasın, hep belirlenen ve hedeflenen programa
uygun müfredat programlarından ve ders konularından oluşur. Kitap
dışında bilgi ve öğretim üniteleri komisyon, zümre ve kurul kararları
ile oluşturulup uygulanabilir. Gerekirse ilgili eğitim kompleksine bağlı
program, bilim, araç- gereç komisyonlarınca ortaklaşa üniteler
belirlenip, yazılı kaynaklar şeklinde hazırlanabilir. Bu yazılı
kaynaklar çok önemli ve kapsamlı değişiklikler, düzenlemeler olmadıkça
değiştirilmemelidir. Ancak yeni değişiklik ve düzenlemelere uygun ek
fasiküller çıkarılarak eklenebilir. Sözel de olsa her dersin, ders
etkinliklerinin en az yarısı görsel araçlarla veya bizzat öğrencilerin
aktif olarak yer alacağı, uygulamalı yöntemlerle işlenmelidir. Derslerin
işlevleri uygun olması halinde tamamı ya da tamamına yakını uygulamalı
ve ilgili merkez ve alanlarda uygulamalar yapılabilecek biçimde
düzenlenip işlenmelidir.
Eğitim
kompleksine bağlı kampus, kurum ve bağlı birimler, eğitim-öğretim yılı
başında hazırlayacakları planlarına, Planlama Komisyonunda son şekli
verilir, gün ve saat ve süreler çakıştırılmadan derslikte bulunmayan ve
ders işlenişini kolaylaştıran araçların bulunduğu mekan, merkez ve
tesislerden planlama doğrultusunda ortaklaşa yararlanılmalıdır.
Yalnız tüm eğitim
kurumlarının Eğitim Kompleksi çatısı altında genel yapılanmasındaki
amaç, eğitim kompleksinin tüm olanaklarından bağlı birimlerin
yararlanmasını sağlayarak,ekonomiklik, tasarruf, verimlilik, kalite ve
üretkenlik hedeflenmektedir. Bağlı Eğitim Kampusları, olanaklar
doğrultusunda öğrencilerin yaşları, özellikleri, yararlanacakları
birimler ve merkezlere yakınlığı dikkate alınarak yapılandırılmaları ve
kendi içinde bağımsız birimler şeklinde oluşumları için engel değildir.
Bilineceği gibi
her çağdaş araç ve gereç bilimsel çalışmaların ürünüdür. Bu amaçla her
yenilik ve bilimsel çalışma gibi teknolojinin gelişmelerine uygun
geliştirilen araçlar, insanların yararına ve onlara kolaylık sağlaması
amacı ile keşfedilmiş ve yapılmıştır. Ancak istendiğinde insanlığın
zararına da kullanılabilirler. Eğitimin temel amaçlarından biri bu
çağdaş araçlardan yararlanarak insanın yararına sunacak programlar
geliştirmek olmalıdır. Bu konuda görsel, işitsel ve düşünsel iletişim
araçlarından en önemlisi olan Bilgisayar,İnternet, Video- TV vb.
iletişim, bilgiye ulaşma, kültürü aktarma ve eğlence amaç ve işlevi
olan, tüm toplumun kullandığı kitle iletişim ve bilgi araçlarından
Bilgisayar, TV.’ yi örnek vermek istiyorum. Kişinin tutum ve
davranışlarını dolaylı olarak olumlu ya da olumsuz etkilemektedir. Bu
etkileme araçtan kaynaklanan bir etkilemeden çok yayımlanan
programlardan kaynaklanan bir etkilemedir. Haberler, reklamlar, çizgi
filmler, diziler, müzik, eğlence, bilgi ve iletişim kanalları vb. tüm
programlar, toplumumuzun yapısına ve çocukların ve yetişkinlerin
düzeylerine uygun ayrı, ayrı düzenlenmediğinde yada farklı saatlerde
yayımlanmadığında bazı bireyleri olumsuz etkilemektedir. Oysa bu gibi
zararları yanında, toplumca fazla önemsenmeyen ya da bilindiği halde
görmezlikten gelinen eğitsel olumsuzlukları bulunmaktadır. Uygun olmayan
programlar, bireyleri pasifleştirir, tembelleştirir, girişimciliği ve
yaratıcılığı zayıflatır, istenilen tipte değer yargıları yaratır,
şüphecilik, tedirginlik, şiddet ve korku gibi duyguları geliştirir,
saldırganlık kazandırır. Bireyin, kötü model edinme , kahramanlarla
özdeşleşme, onlar gibi olumsuz tavır , kötü tutum ve davranışlarda veya
denemelerde bulunma vb. olumsuz tutum ve davranış kazandırma,
geliştirme, pekiştirme yolu ile olumsuz ve istenmedik davranış
örüntülerine kazandırır. Kazanılan bütün olumsuz tutum davranışların
nedeni ve sonucu araçlar değil, araçlar kanalı ile sunulan programlarla
ilişkili olduğu unutulmamalıdır. Bu amaçla kitle iletişim araç ve
gereçleri kurulu gibi bir denetim kurulunun kitleleri sağlıklı eğitimi
açısından oluşumu zorunlu hale gelmektedir. Buradan yola çıkılarak her
zararlı programa karşı çıkılıyor anlamı çıkarılmamalıdır. Eğitimde
çağdaş ve insancıl bir eğitim verilmesi hedeflenirken kontrol ve denetim
işlevi asla ihmal edilmemelidir. Özgürlükler verilmelidir, ancak
gereğinden fazla verilen ya da kontrol altına alınmayan özgürlükler,
kişilerin yanlış kanallara ve yönlere sapmaları ile sonuçlanabilir.
Daha önce bilim ve bilimsel çalışmalar konusunda, yukarıda televizyon
örneğimizde belirtildiği gibi kontrolsüz ve denetimsiz çalışmalar insan
yararına olmaktan çok insanlığın zararına da kullanılmaktadır. Çünkü her
bireyin bulunduğu mesleğin etik kurallarına uyup, uymayacağını garanti
edemeyiz. Bazı istenmedik olaylar yada koşullar gereği, bireyler
isteyerek ya da istemeden bu özgürlüklerini yanlış alanlarda ve insanın,
toplumun zararına kullanabilirler. O zaman yapılacak şey, bireyler veya
topluma zararlı olan bir araçtan yararlanmamak ya da onu izlemeyi
yasaklamak olmamalıdır. Yasaklar hep merak uyandırır ve insanı arayışa
ve yasaklanana yönlendirir. Yapılacak şey bu aracı bireye ve topluma
yararlı bir araca dönüştürmek olmalıdır. Tıpkı, bu gün eğitim
sistemimizde, programların amaç olmaktan çıkarılıp, yararlı eğitim
araçlarına dönüştürülmeleri zorunlu olmalı bu yolla, nitelikli, verimli,
kişilikli, çağdaş, demokratik, laik, Atatürkçü, topluma yararlı ve
geleceğine güvenle bakan nesilleri yetiştirme işlevi eğitimin olmazsa
olmaz temel amaç ve işlevlerinden olmalıdır.
TV.
Programları izleyicilerini arttırmak amacı ile yasal olan çeşitli
programlar düzenleme özgürlüğüne sahiptirler.Ancak eğitici yönü bulunan
programlar dışında çocukları olumsuz etkileyen programların çocukların
uyanık olduğu saatler bilindiği halde bu saatlerde yayımlanması mesleği
etikle bağdaşmayacağı gibi insani etikle de bağdaşmaz. Bu tür
programların mümkün olduğunca çok geç saatlerde yayımlanması hem
kendilerinin, hem insanlığın, hem de toplumumuzun yararınadır. Geç
saatte yayına rağmen, izleyenler bile olsa TV. ve iletişim araçlarının
yöneticilerinin sorumluluğu ortadan kalkmış olacaktır.
O halde
çağdaş araçlardan sürekli eğitim-öğretimde yararlanılmalıdır. Ancak, her
çağa ve koşula uygun programlar, hatta belirli süreleri kapsayan
öğrenci düzeyine uygun üniteler, sürekli eğitim uygulayıcılarının
oluşturduğu komisyonlar ve kurullarca hazırlanılarak,öğrencilerin kolay,
etkili ve verimli eğitim-öğretim almasına katkı sunulacak biçimde
oluşturulmalıdır.
DERSLER: Dersler,
okul öncesinde yaşa uygun çocuğun gelişim dönemlerine ve bireysel
farklılıklarına uygun çevresi ile etkileşim ve iletişim kurmasını
sağlayıcı zenginleştirilmiş programlar ve çok sayıda duyu organına hitap
eden değişik araç gereçlerden yararlanılacak, oyun, etkinlik ve
aktiviteler ağırlıklı yaşına ve gelişim çağına uygun sosyal bir varlığa
dönüştürmesini sağlayacak içerikte eğitim-öğretim programlarından ve
düzeye uygun kısa sürelik ünitelerden oluşmalı ve dersler geç saatlerde
başlayıp, erken bitecek şekilde düzenlenmelidir.
İlköğretim birinci kademede öğrencilerin yaş ve gelişim
dönemlerinin özelliklerine uygun ( Sosyal, duyuşsal, bilişsel, psiko-motor,
kişisel vb.) sosyal ve temel becerilerin kültürün aktarılması, oyunlar,
sportif etkinlikler ve sanatsal aktivitelerin üst seviyede uygulandığı
eğitim programlarının düzenlenmesi esas olmalıdır. Bu yaşlardaki
çocuklarımızın oyun çağının çocukları olmalarının gerektirdiği tüm
düzenlemeler yapılmalı, derslerde fazla ve gereksiz bilgi yüklemekten
vazgeçilmelidir. Ders programları fazla ayrıntılardan, lüzumsuz ve aşırı
bilgi yükleyici olmaktan çıkarılarak, hedef davranışların yalnız bilgi
düzeyinde ezberletilerek, kuru kuruya aktarılmasından çok öğrencinin
ilgi, yetenek ve ihtiyacına uygun olan bilgilere ulaşmasının
öğretilerek, bilgiye ulaşmasını, ulaştığı bilgileri nasıl yararlanması
gerektiğinin öğretilerek, ondan yararlanmasını, yararlanacağı bilgileri
nasıl, nerede, ne zaman kullanabileceğinin öğretilmesini,
düşünmesini,düşünmeyi öğrenmesini ve görüş bildirip, yorumlayıp,
açıklayıp, tartışmasını sağlayacak içerikte ve öğrencinin aktif
katılımının sağlandığı, öğretmenin yol gösterip rehberlik ettiği
öğrenmenin öğretilmesinin gerçekleştirildiği, uygulama ağırlıklı ders
programlardan oluşmalıdır. Bu amaçla, her ders rol oynama, oyun, psiko-
drama, canlandırma, yerinde gözleme-izleme, televizyon, video, tepegöz
vb görsel araçlarla izleme, bilgisayardan yararlanma, deney, uygulama,
yaparak yaşayarak, sınayarak, deneyerek-bozarak vb. çok sayıda duyu
organına hitap eden çağdaş araçlar, yöntem ve tekniklerle desteklenmiş,
ilgi ve ihtiyaçlarına uygun zenginleştirilmiş programlar ve kısa
ünitelerden oluşturulmalıdır. Bu üniteler öğrencinin aktif, öğretmenin
rehberlik edip, yol göstereceği biçimde öğretilmelidir.Her eğitim
kademesindeki öğrencinin seviyesine uygun kısa sunuların aktif katılımla
geliştirildiği, düşünmeye, kavramaya ve pekiştirmeye sevk ettiği, teorik
derlerde bile bir saati teorik öğrenme ise ikinci saati mutlaka düşünme,
yorumlama,örnekleme,açıklama ve tartışma ya da uygulama ve deney
ağırlıklı verilmesi, ders sonunda soyutu somutlaştırıcı ve soru-yanıt
vb. yöntemlerle ağırlıklı pekiştirilmesini sağlayıcı ve bireysel ya da
ekip çalışmaları ile araştırma, inceleme, uygulama, proje gibi
görevlerin verilerek öğrenilmesinin öğretimi esas olmalıdır.
Öğrencilerin
yargısal değerlendirilmesini ortadan kaldırmak amacı ile aynı dersin
öğrenci tarafından ikinci defa ve alttan alınması durumunda dönem
sonunda branş dersi öğretmenlerinin değiştirilmesinde yarar
bulunmaktadır. Bilhassa ilköğretim ikinci kademeden itibaren,
ortaöğretim ve yükseköğretimde objektif kriterlerle yönlendirmenin ve
geçişlerin yapılması için bu düzenleme zorunlu olmalıdır. Alttan alınan
derslerde kesinlikle aynı öğretim üyesi-öğretmen aynı derse
girmemelidir.
İlköğretim
üçüncü sınıflar dahil yaşının gelişim döneminin özelliklerine uygun
bilgi, beceri ve kültürün aktarılması, yaşa uygun duygu, davranış,
sosyal becerilerin kazandırılması ,bilişsel, sosyal, duyuşsal,
devinimsel, kişisel vb. yönden potansiyeli oranında gelişmesini, gizil
güçleri ve potansiyel güçlerini, zayıf yönlerini, yetenek ve ilgilerini
keşfedilip geliştirilmesi ve düzeltilmesi, yaşının gerektirdiği
kültür,bilgi ve beceri kazandırılırken, olumlu davranışları ve toplumsal
kuralları tanıtıp, kavratıcı; sanatsal, kültürel, sosyal, bedensel
etkinlik ve aktiviteler ağırlıklı olmalıdır. Bu amaçla yaşına uygun
sosyal ve temel becerileri kazanarak, topluma sağlıklı uyum sağlaması,
etkili bir iletişim kurması ve sağlam kişilikli, Türk Toplumunun
verimli ve üretken bir bireyine dönüşmesi sağlanmalıdır. Türk Dilini
yaşının gerektirdiği gelişim dönemlerindeki her düzeye uygun duygu ve
düşüncelerini doğru ve güzel olarak, söz ve yazı ile ifade edebilen,
sayılar,temel kavram ve işlemleri günlük hayatta kullanabilme
becerilerini kazandırıcı derslerden ve ders programlarından
oluşturulması esas olmalıdır. Bu amaçla ilköğretim birinci kademede
dersler temel, bilgi ve beceri kazandırıcı zorunlu dersler, ağırlıklı
olarak oluşturulmalıdır.
İlköğretim 4
sınıfta yaşın gelişim özelliklerine uygun zorunlu ders programları
yanında, öğrencileri çeşitli yönleri ile tanımaya ve bireysel
ayrıcalıklarını geliştirmeyi sağlayıcı seçmeli dersleri, seçmelerine
rehberlik yapılmalı ve gerekli olanaklar tanınmalıdır. ( Küçük yaşlarda
belirlenen ilgileri doğrultusunda sınıf ve branş öğretmenlerince gerekli
yönlendirmeler yapılmalıdır.) 1,2,3,4,5. sınıflar dediğimiz ilköğretim
birinci kademe temel kültür, ana dilini söz ve yazı ile doğru olarak
ifade, Matematik, Sosyal ve Fen, Felsefe,Psikoloji, İlk Yardım, Sağlık,
Trafik, Etkili iletişim, insan ilişkileri, Atatürk, Milli Güvenliğimiz,
Deprem ve Doğal Afetler, Gökyüzü, Uzay, Deniz altı, Zararlı ve Tehlikeli
Maddeler, Sanat ve Spor vb. yakın çevresinden başlanarak, aşamalı
olarak bölgelerini, ülkesini, komşularını, ilişkileri olan ülkeleri,
dünyayı ve evreni tanımaya, bu gününde ve geleceğinde güçlüklerle ve
sorunlarla baş başa kalmaması, kalsa bile sorunun üstesinden gelmesi,
çözmesi ve en az zararla atlatması, uyum sağlaması, baş etmesi vb.
amaçları gerçekleştirecek, temel bilgileri ve becerileri içeren
dersler, kültürün aktarıldığı dersler ve insani amaçlı verilen
dersler, yakın komşularından başlanarak ülkelerin kültürlerini tanımaya
yönelik kısa öz ve yararlı ünitelerden oluşan derslerle ilgili konu ve
üniteler öğretmenin rehberlik yaparak, öğrencinin aktif hale getirildiği
araç-gereç , yöntem-tekniklerle, ilgili temel beceriler kazandırılıp,
uygulama, araştırma, inceleme, projelerle pekiştirilmesine ve destek
eğitimine önem verilerek, düşünmeyi düşünmesinin öğretimine çaba
gösterilmelidir. Öğrencilerin yeteneği olduğu konularda en üst düzeyde
geliştirilmeleri sağlanmalıdır. İlköğretim birinci kademede günümüzde
uygulanan haftalık, günlük ve saatlik süreler fazladır. Bu süreler
yaşı, uyku, dinlenme, oyun, etkinlik, aktivite vb. temel ihtiyaç ve
gereksinimleri dikkate alınarak öğrenciye uygun düzenlenmelidir. İlgi
çekici ve çok sayıda duyu organına hitap eden çağdaş araçlar ve
yöntemler destekli derslerin işlenmesi ile kalınmamalı programların,
derslerin süreleri ve diğer fiziksel koşulları uygun olarak
düzenlenmelidir. Ders saatleri sayısı azaltılabilir, bu gibi
düzenlemelerle öğrencilerin sabahın çok erken saatlerinde derse
başlaması önlenebilir. Etkinlik saatleri arttırılıp, serbest zaman için
süreler konulabilir. Tüm bu programlar birinci kademe sınıf
öğretmenlerinin zümre komisyonlarında aldıkları kararlar doğrultusunda
ilgili komisyonlarda ve kurullarda gerekli düzenlemeler yapılarak
eğitim-öğretim programları hazırlanmalıdır.
İlköğretim
İkinci kademede ( 4 ve 5. sınıflarda aşamalı başlatılıp, 6,7,8.
sınıflarda) yaş ve gelişim dönemlerinin özelliklerine uygun temel
bilgi, beceri ve kültür kazandıran zorunlu derslere yer verilmelidir.
Bu gün çeşitli ortaöğretim programlarında yer alan ve programların
sayıları arttırılarak, bu programların alt yapısını oluşturan zorunlu
dersler dışında, zorunlu ders saatlerinden daha fazla sayıda genel
kültür kazandırıcı ve diğer programlara geçişi sağlayıcı seçmeli
derslere yer verilmelidir. Bu amaçla zorunlu dersler 6,7,8. sınıflara
eşit olarak dağıtılmalıdır. İkinci kademeden itibaren derslerde düzey
sınıflarının oluşturulması, düzey sınıflarına rağmen yetersizliği tespit
edilen öğrenciler etütlerle yetersiz olduğu dersleri alarak takviye etme
olanağı tanınmalıdır. Tüm düzenlemelere rağmen yetersizlik tespit edilen
dersler için yetiştirici, yoğunlaştırılmış destek kurslar açılarak,
öğrencinin belirli oranda yetişmesini katkı sağlayan uygun yönelmeler
yapılmalıdır. Bu yönü ile seçmeli derslerin, çok çeşitli ve fazla sayıda
olması nedeni ile yeteri kadar öğretmeni bulunmayan dersler için
eğitim-öğretim başlamadan gerekli önlemler alınmalıdır.
Her dersi,
tüm öğrencilerin almaları, aldıkları derslerde mutlaka başarılı
olmalarının sağlanması anlayışları, her bireyin bireysel ayrıcalıkları
dikkate alındığında, yanlış ve bir o kadar da eğitimle çelişen ve
bağdaşmayan anlayışlar olarak karşılanması gerekir. Hele, hele
yeteneğine uygun olmadan verilen derslerde başarısız olduğu için not ya
da farklı yollarla cezalandırılmaları, çağ dışı kalmış bir eğitim
anlayışının devam ettirilmesidir. Öğrencilerin genel kültür kazanmasını
sağlayıcı ve üst öğrenimin alt yapısını oluşturucu dersler her
öğrencinin alması gereken zorunlu dersler olmalıdır. Zorunlu derslerde
öğrencinin optimum öğrenmesini sağlayıcı tüm koşullar oluşturulup, tüm
çabalar ve düzenlemeler gerçekleştirilmeli, buna rağmen başarısız olması
halinde sınıf geçmesini engellememelidir. Zorlanmasını önlemenin diğer
bir yolu olan, bu dersler düzeylerine uygun ve tüm sınıflara eşit
dağıtılmalıdır. İlköğretimin üst sınıflarında bile zorunlu derslerdeki
ders saati toplamı, dönemlik-yıllık ders saatleri toplamının dörtte
birini geçmemelidir. Bireysel ayrıcalıklarına uygun yönlendirildiği
alanla ilgili dersler üst öğretime doğru kademe, kademe arttırılarak,
ortaöğretimde genel kültür dersleri daha da azaltılıp, alan dersleri
arttırılabilir. Yükseköğretimde bilim dalı ile ilgili uzmanlık dalları
oluşturulacağı için bilim dalının zorunlu dersleri kültür ve meslek
derslerinin sayısını geçebilir. Ayrıca bazı bilim dallarında, mezuniyet
için yabancı dil, bilgisayar vb. derslerde istenilen seviyede sertifika
alma zorunluluğu getirilebilir.
Dersler, her
bilim dalı-ders programının amaç ve işlevi ile ilgili içerik düzenlemesi
yapılırken, programlarında belirtilen konular ve ünitelerdeki bilgi,
beceriyi kazandırıp, kültürü aktarırken, mümkün olduğunca diğer ders
konu ve üniteleri ile bağlantılı, ilişkili ve birbirini tamamlayıcı
şekilde işlenmesini sağlayıcı düzenlemelere gidilmiş olması
gerekmektedir. Bu şekilde düzenlemelerle ilgili güçlük çekilen bilim
dalı- derslerde, bölüm-zümre toplantıları kararları, Bölüm-Zümre
Başkanları toplantılarında birbiri ile benzeşik ve ilişkili,
tamamlayıcısı olan konu ve üniteler oluşturularak ya da tespit edilerek
aynı hafta içinde işlenmesini sağlayıcı düzenlemeler yapılmalıdır.
Yıllık çalışma programlarında bu düzenlemeler dikkate alınarak benzeşik
konuların paralel işlenmesini sağlayıcı düzenlemelere gidilmelidir. (
Her bilim dalı-dersin içeriğine göre benzerlik ve benzeşim sağlanarak ,
denk, ilişkili ve tamamlayıcı konuların oluşturulması ile ilgili bir
örnek: Türkiye ‘nin veya bir bölgesinin, ilinin Tarihi durumu, başka
derste Coğrafi durumu, başka derste madenleri, yer altı ve üstü
zenginlik kaynakları, diğerinde bitki ve hayvan toplulukları, bir
diğerinde sosyal ve kültürel yapısı, bir diğerinde düşünceleri ve
düşünce adamları, diğerinde doğa olayları ve önlemler, diğerinde
insanlarının özellikleri, nasıl olmalı ve etkili iletişim, başka birinde
sanatsal ve kültürel faaliyetleri, diğerinde yetiştirdiği Edebi
şahsiyetler ve eserlerinden örnekler, gökyüzü ve uzay, göl ve denizlerde
yaşam ve insanın yararlanması vb. biçimde derslerin ortak konuları
oluşturulabilir.)
Derste öğretim
görevlileri-öğretmenler, bireylere bireysel ayrıcalıkları
önemsenerek,değer verilerek, gerekli sevgi gösterilerek,sağlıklı ve
çift yönlü iletişim kurularak, demokratik tutum ve davranışlarla
yaklaşılmalıdır. Bu yolla iyi bir model olarak,olumlu davranışlar ödülle
pekiştirilerek sağlıklı bir kişilik kazandırılır.Bu yolla öğrenci
korkutularak,sindirilerek değil saygı duyarak, özdeşleşerek kurallara
uyar ve disipline edilmiş olur. Çağa uygun olarak bilgiler sürekli
değişikli |